(4857 S. K. m. 17, 25) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatları ile ikramiye alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçeklesen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ile davalı MSB Akaryakıt ikmal ve NATO Tesisleri işletme Başkanlığı avukatınca istenilmesi ve davacı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.2.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Avukat A. B. A. geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi Ş.Çil tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuş, mahkemece davacının 3.8.2004 - 9.8.2004 tarihleri arasında izinsiz ve mazeretsiz olarak işyerine gitmediği gerekçesiyle işverence yapılan feshin haklı olduğu gerekçesiyle isteklerin reddine karar verilmiştir.
Davacı işçi işyerinde 20 yıl kadar çalışmış ve iki kardeşinin Batman ilinde bir olaya karıştığını ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandıklarını öğrendiği için 3.8.2004 tarihinde işveren dilekçe ile başvurarak mazeret izni talep etmiştir. Aynı zamanda işletme müdürü ile telefonla görüşmüş ve durumu bildirmiştir. İşyerinden ayrılmasının ardından işveren yetkilileri dilekçe üzerine ileriye dönük mazeret izni istenemeyeceği gerekçesiyle izin talebinin uygun görülmediğine dair bir yazı eklemişlerdir. Davacı işçi 9.8.2004 tarihinde işyerine geldiğinde bu durum kendisine bildirilmiştir. Davacı işçi daha sonraki günlerde birkaç defa istirahat raporu almış ve raporlu olduğu dönemde 15.8.2004 tarihinde kardeşinin öldürülmesi üzerine toplu iş sözleşmesinde öngörülen mazeret iznini talep etmiştir. İzin ve rapor süresinin bitiminde davacının iş sözleşmesi disiplin kurulundan da geçirilmek suretiyle 2.9.2004 tarihinde feshedilmiştir.
Uyuşmazlık davacının 3.8.2004-9.8.2004 tarihleri arasında kalan dönem için izin alıp almadığı ya da devamsızlığın meşru bir mazerete dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacının kardeşlerinin, başka bir ilde başına gelen olay sebebiyle izin talebinde bulunduğu açıktır. İşletme müdürü ile işyerinden telefon görüşmesi yaptığını da işyerinde çalışmakta olan davacı tanığı doğrulamıştır. Bu gelişmelerin ardından işçinin izin verilip verilmediğini bekledikten sonra ayrılması gerekir ise de, olayın etkisi ile işyerinden hemen ayrıldığı ve bunun da geçerli bir mazerete dayandığı kabul edilmelidir. Davacının izin talep eden dilekçesi altına işveren yetkilileri tarafından izin verilmediğine dair bir bilgi notu yazılmış ise de, davacı işçiye izin verilmediği ve işinin başına dönmesi gerektiği konusunda bir çağrı yapıldığı da işverence ileri sürülmüş ve kanıtlanmış değildir.
Toplu iş sözleşmesinin 55. maddesinde işçiye kardeş dahil belli yakınlıktaki akrabalarının ölümü halinde yol dahil 5 gün izin verileceği belirtilmiştir. Ayrıca 56. maddede işçiye özel durumlarda kıdeme sayılmak üzere yılda 30 güne kadar ücretsiz mazeret izni verilebileceği açıklanmıştır. Davacının sözü edilen toplu iş sözleşmesi hükmü çerçevesinde izin talebinde bulunduğu açıktır.
Davacı işçinin iş sözleşmesi toplu iş sözleşmesinin ek ceza cetvelinin ilgili hükmü uyarınca işverenden izin almaksızın ve meşru bir mazerete dayanmaksızın ardı ardına 5 gün veya bir ay içinde 8 gün işe devam etmemesi nedenine dayanılarak feshedilmiştir. Bahsi geçen hükümde, meşru bir mazeretten söz edildiğine göre davacının kardeşlerinin başına gelen olay sebebiyle izin talebinin geçerli bir mazerete dayandığı kabul edilmelidir. Mahkemece davacının ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle isteklerin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalı vekili hesap yönünden bilirkişi raporuna karşı ayrıntılı biçimde İtirazda bulunmuştur. Bu yönde itirazlar karşılanmadan ve gerekirse ek hesap raporu alınmadan karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 550 YTL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy