(4857 S. K. m. 32) (818 S. K. m. 325)
Dava: Taraflar arasındaki, 16 aylık bakiye süre ücret alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi taraflar avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.3.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılar adına Avukat Cüneyd Gürcan ile karşı taraf adına Avukat Burcu Çayırlıoğlu geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi B. Kar tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin iş sözleşmesinin sözleşme süresinin bitimine 17 ay kaldığı bir sırada feshedildiği ve bu süre içinde davacının başka bir işveren ait işyerinde 15 ay kadar çalıştığı ve gelir elde ettiği tartışmasızdır. Dairemizce daha önce verilen bozma ilamında davacının diğer işyerinden elde ettiği gelirler ile ödenen ihbar tazminatının indirilmesi gerektiği belirtilmiş, yine davalı işverene ait işyerinde çalışmamış olmasından kaynaklanan sarf etmek zorunda kalmadığı giderlerinin belirlenerek tenkis edilmesi gerektiği açıklanmıştır. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ihbar tazminatı ile diğer işyerinde elde edilen gelirleri düşülmüş, bundan başka işyerinde çalışmamış olması sebebiyle yapmamış olduğu giderleri için %50 oranında indirim yapılmıştır.
Borçlar Kanunu'nun 325/2 maddesi uyarınca bakiye süre ücret alacağından işin yapılmamasından dolayı tasarruf edilen yahut diğer bir iş ile kazanılan veya kazanılmaktan kasden feragat edilen değerlerin mahsubu gerekir.
Görüldüğü gibi, madde de mahsup için bir takdiri indirime yer verilmemiştir. Aslında kazanılan veya kazanılmaktan kasden feragat edilen değerlerin miktar olarak hesaplanması mümkündür. Ancak burada hesaplanması zor olan işin yapılmamasından dolayı tasarruf edilen değerlerdir. Bu değerler ulaşım, yemek gibi gider olup, genelde ücretin çok cüzi bir miktarına tekabül etmektedir.
Davacı işçi bakiye süre içinde sadece 2 ay kadar işsiz kalmış ve daha sonra davalı işveren ait işyerinde elde ettiği kazançlarının çok altında bir ücretle işe girmiştir. Bu nedenle davacının elde etmekten kasten feragat ettiği bir gelirinin olduğundan söz edilemez.
Öte yandan davacının davalı işveren ait işyerinde çalışmamış olması sebebiyle yapmak zorunda olmadığı harcamalar için %50 gibi yüksek bir oranda takdiri indirime gidilmesi doğru olmamıştır. Araç tahsis edilen ve yakıt gideri işverence karşılanan yemek verilen bir işyerinde işçinin gelirinin %50'sini işyerinde çalışma sebebiyle gider olarak harcaması düşünülemez. Bu nedenle somut olayın özelliklerine göre, davacının işyerinde çalışmamış olmasından kaynaklanan olası harcamaları toplamı kaybettiği ücrete göre çok cüzi bir miktarda olması gerekir. Bu oran olası harcamalara göre %5'i geçemez. O halde mahkemece ihbar tazminatı ile diğer işyerinde elde edilen gelirleri düşüldükten sonra, çalışmamış olmaktan dolayı yapmak zorunda olmadığı ve tasarruf ettiği giderler için bu oranda bir indirim yapılması dosya içeriğine uygun düşecektir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davacı yararına takdir edilen 550 YTL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.03.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Belirli süreli hizmet sözleşmesinin süresi bitmeden feshedilmesi nedeniyle bakiye süre için davacı işçi tarafından talep edilen ücret miktarından mahkemece %50 oranında yapılan indirim olayı itibarıyla BK. 325. maddesinde öngörülen koşullara uygun olduğundan hükmün onanması gerektiği görüşü ile sayın çoğunluk tarafından oluşturulan bozma kararına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy