(4857 S. K. m. 18, 19, 20, 21, 25)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.Göktaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin işverence geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren taraflar arasındaki ilişkinin vekâlet sözleşmesi olduğunu, iş sözleşmesi olarak kabulü halinde sözleşmenin belirli süreli olması nedeni ile davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını, feshin haklı nedene dayandığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacıya her ay belirli bir ücretin ödenmesi, her ipotek tesis işleminde belirli bir ücretin ödenmesi, çalışmasının sürekli olması, bankaya düzenli bilgi vermesi, çağrıldığında gitme mecburiyetinin konulması, demirbaş verilmesi nedenleriyle sözleşmenin iş sözleşmesi niteliğinde olduğu, davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı, fesih nedeni olarak belirtilen olaylardan dolayı fesihten önce davacıdan savunması alınmadan iş sözleşmesinin feshinin İş Kanunu'nun 19. maddesine aykırılık teşkil ettiği, ayrıca belirtilen olayların işverenin güvenini kötüye kullanma, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar olarak da telakki edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin iş sözleşmesi olarak nitelendirilmesi ve belirsiz süreli olduğu yönünde yapılan değerlendirme dosya içeriğine ve konu hakkındaki mevzuata uygun düşmektedir.
4857 İş Kanunu'nun 19'uncu maddesine göre: Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışına veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25'inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. Aynı Kanunun 25/son maddesinde öngörülen İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir kuralı da İş Kanunu'nun 25. maddesine dayanan fesihlerde 19. maddede belirtilen şekli şartların gerçekleşmiş olmasını aramamaktadır.
Somut olayda, davalı işveren feshin haklı nedenlere dayandığını ileri sürmüştür. Yukarıda belirtilen esaslara göre iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği ileri sürüldüğüne göre fesihten önce davacıdan savunmasının istenmemiş olması feshi geçerli hale getirmemektedir.
Öte yandan, davalı işverence avukat olarak çalışan davacının işlerini gereği gibi takip etmemesi sonucu zarara uğradıkları, yapılan işlemler somut olarak tek tek belirtilmek suretiyle fesih bildiriminde açıklanmıştır. Bu durumda fesih bildiriminde belirtilen işlemlerde davacının bir kusurunun bulunup bulunmadığı, davalı işverenin belirtilen işlemlerden dolayı bir zarara uğrayıp uğramadığı ve varsa miktarı uyuşmazlığın çözümü bakımından önem arz etmektedir. Böyle olunca, fesih bildiriminde belirtilen dava ve diğer işlemlere ilişkin dosya ve evraklar getirtilmeli, yukarıda açıklanan yönlerden incelemeye tabi tutularak, sonucuna göre feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı belirlenmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy