(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 41)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içindedahili davalı M.E.B. Avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına, 12.02.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Toplanan bilgi ve belgelere göre davalının Milli Eğitim Bakanlığı olmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekten davacıyı işe alan ve işten çıkarma kararını veren Ali Rıza Çevik İlkokulu Koruma Derneği Başkanlığıdır. Daha önce Manisa İş Mahkemesinin 2002/ 488-2003/ 366 karar sayılı dosyasında anılan dernek aleyhine işçi alacaklarından dolayı dava açılmış, Yargıtay aşamasından geçerek kesinleşmiş ve bu ek dava açılmıştır. Ancak anılan dernek 29.1.2004 tarihinde yayınlanan 5072 Sayılı kararla kapatılmış olup davanın açılış tarihi olan 26.8.2004 tarihinde derneğin kapatılmış olduğu anlaşılmaktadır. Faal olmayan dernek aleyhine dava açılamayacağı gibi dahili dava yoluyla da taraf değiştirilemez. Bu durumda işin esasına girilerek hüküm kurulması isabetsiz olup kararın bu yönden bozulması gerekir. Bu itibarla çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum. 12.02.2009
KARŞI OY
Dava, Ali Rıza Çevik İlköğretim Okulu Koruma Derneğine karşı daha önce açılan ve kesinleşen 2002/ 488 esas sayılı ilk davada saklı tutulan fazlaya ait hakların hüküm altına alınması istemine ilişkindir.
Davalı gösterilen koruma derneğinin dava tarihinden öncetasfiye edilerek tüzel kişiliğinin sona erdiği tartışmasızdır. Derneğin tüzel kişiliği davadan önce sona erdiğine göre tüzel kişiliğin ihyası sağlanmadan açılmış olan davanın usul yönünden reddi yerine, usul yasasında yer almayan dahili dava yoluyla Milli Eğitim Bakanlığına yöneltilerek yazılı şekilde sonuçlandırılması doğru değildir.
Öte yandan, davadan önce tasfiye edilerek tüzel kişiliği sona erdirilen derneğin davacıya olan borçlarından Milli Eğitim Bakanlığının sorumlu tutulabilmesi için işyerinin adı geçen bakanlığa devredilmiş olması ya da dernekle bakanlık arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunması gerekir. Derneğin bakanlığa devredilmiş bir iş yeri bulunmadığı gibi Bakanlıkla dernek arasında asıl işveren alt işveren ilişkiside yoktur. Dolayısıyla karar kabul şekli itibariylede hukuki dayanaktan yoksundur.
Sonuç: Açıklanan tüm bu nedenlerle hükmün bozulması gerektiği oyunda olduğumdan sayın çoğunluğun aksi düşünceile oluşturduğu onama kararına katılamıyorum.12.02.2009 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy