(4857 S. K. m. 5) (1086 S. K. m. 275) (818 S. K. m. 325)
Dava: Taraflar arasındaki, süre ücreti ile eşit davranma ilkesine aykırı davranılması nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca tazminatın tahsiline karar verilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmayı tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.3.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Av. M.Y. G. ile karşı taraf adına Av. S K. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi B.K. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı işveren ile Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmak üzere belirli süreli iş sözleşmesi imzaladığını, işverenin ücreti düzenli ödemesi bir yana, bakiye süre nedeni ile çekilen ihtara rağmen, bu ücreti de ödemediğini, davalının işin yürütümü ile ilgili esaslı bir neden olmamasına, üst kademenin bilgi sahibi olmasına ve kendince gördüğü olumsuzlukları hususları işyerinde yönetim kademesinde birçok kişi olmasına karşın sadece davacıyı sorumlu tutarak, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesindeki eşit davranma ilkesine aykırı davrandığını, bu nedenle tazminat ödemek zorunda olduğunu belirterek istekte bulunmuştur.
Davalı işveren vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin 2. maddesine göre, davacının şirketin kurumsal bir yapıya kavuşturulmasını ve marka değerinin arttırılmasını açık bir şekilde taahhüt ettiğini, 5. maddesinde işverenin talimatlarına, belirlenen çalışma ve iyiniyet kurallarına uyacağını, işini özenle yapacağını kabul ettiğini, ancak davacının aksine işvereni zararlandırıcı davranışlarda bulunduğunu, sözleşmenin anılan kurallarını ihlal ettiğini, davacının Yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü bilgisi olmadan kendisine serbestçe fiyat verme yetkisi verilmediği halde, görev sınır ve yetkilerini aşarak farklı bayilere farklı fiyat ve vadeler vererek, şirketin itibar ve değerini düşürdüğünü, satış rakamlarını gerçeğe aykırı olarak fazla gösterdiğini, stokta bulunan malzemeleri satılmış gibi gösterdiğini, bayilerin siparişi olmayan ürünlere faturalar düzenleyip, satışları şişirdiğini, bu nedenle işverenin fazlada 72.000 YTL fazla KDV ödemiş olduğunu, maddi olarak işvereni zarara uğrattığını, yönetim kurulu onayı olmadan personel aldığını, bayileri işverenden küstürdüğünü ve işverenin müşteri kaybettiğini, bayi sayısı 101 iken davacının davranışları sonucu 65'e düştüğünü, şirketin kazanç kaybı yaşadığını, yurt dışında giden davacının sipariş almadan eli boş döndüğünü, şirket bakımından garantili bayii yerine, garantisi olmayan bayi desteklediğini, seramik sektöründe yaygın olan ucuz ürünleri piyasaya zamanında sürmediğini, işverenin kazanç ve piyasa kaybı yaşadığını, bu davranışları nedeni ile davacının yönetim kurulu başkanı tarafından defalarca uyarıldığını, savunma vermekten imtina ettiğini, davacının iş sözleşmesinin bu nedenlerle haklı olarak feshedildiğini, eşit davranma ilkesine aykırı davranılmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dosya üzerine iş müfettişinden alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan davacının iş sözleşmesinin belirli süreli sözleşme hükümlerine aykırı davrandığı gerekçesi ile feshedildiğini, fesih gerekçelerinin soyut ve yüzeysel olduğu, somut delillere dayanmadığı, davalı tarafından sunulan kayıtlarda davacı imzasının bulunmadığı, özellikle satılmayan ürünlerin satış gibi gösterilerek yönetime farklı tablolar sunulduğu ve bunun sonucu davalı şirketin fazladan KDV ödediği savunulmuş ise de, bu belgenin somut dayanaklarının açıklanmadığı, tabloda gösterilen dönemde davacının tasarrufu ile gerçekleştirilen satış bulunmadığı, davacının tek başına karar aldığının kanıtlanmadığı, bu konuda yetkisinin de bulunmadığı, zararın davacının tasarrufu ile gerçekleştiğinin kanıtlanmadığı, üzerinde Genel Müdür ve Yönetim Kurulu'nun bulunduğu, bir kısım çeklerin dönmesinin de işletme olarak alınan ticari riskin normal piyasa koşullan ile ilgili olduğu ve sorumluluğunun davacıya yükletilemeyeceği, davacının iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiği, belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce feshi nedeni ile davacının Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi uyarınca bakiye süre ücretine hak kazandığı, davacının iş sözleşmesinin feshinden sonra 12.06.2006 tarihinde aylık 3.451,50 YTL ücretle iş bulduğu, bu işyerinden 31.03.2007 tarihinde ayrılarak bu kez başka bir işyerinde aylık 562,50 YTL ücretle iş bulduğu, bu kazançların bakiye süre ücretinden mahsubu gerektiği, kalan bakiye süre ücretinin 201.070,37 YTL olduğu, davacının eşit davranma ilkesine aykırılık nedeni ile tazminat isteminin yasal koşullarının oluşmadığı, bu iddianın kanıtlanamadığı, davacı ile birlikte beş işçinin iş sözleşmesinin feshedildiği gerekçesi ile bakiye süre ücret alacağının kabulüne, tazminatın reddine karar verilmiştir.
Belirtmek gerekir ki, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 275. maddesinde belirtildiği gibi, mahkeme çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin görüşüne başvurabilir. Somut uyuşmalıkta, davalı işveren davacı işçinin iş sözleşmesini Yönetim Kurulu başkanı ve genel müdürü bilgisi olmadan kendisine serbestçe fiyat verme yetkisi verilmediği halde, görev sınır ve yetkilerini aşarak farklı bayilere farklı fiyat ve vadeler vererek, şirketin itibar ve değerini düşürmesi, satış rakamlarını gerçeğe aykırı olarak fazla göstermesi, stokta bulunan malzemeleri satılmış gibi göstermesi, bayilerin siparişi olmayan ürünlere faturalar düzenleyip, satışları şişirmesi, maddi olarak işvereni zarara uğratması, yönetim kurulu onayı olmadan personel alması gibi davranışları nedeni ile feshettiğini belirtmiş ve bu konuda belgeler sunmuş, ayrıca belgelerin çoğunluğu nedeni ile de işyerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir. İsnat edilen davranışların gerçekleşip, gerçekleşmediği sunulan kayıtlar üzerinde mali bilirkişi incelemesini gerektirmektedir. Mahkemece, sunulan ve işyerinde bulunan kayıtlar üzerinde aralarında bir hukukçu bilirkişinin de bulunduğu mali bilirkişilere inceleme yaptırılarak, davacının görev tanımına göre, belirtilen olaylara neden olup olmadığı, kusurunun bulunup bulunmadığı, işverene zarar verip vermediği, böylede feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesi hatalıdır.
Kabule göre, davacının bakiye süre içinde 01.04.2007 tarihinden bakiye sürenin sonu olan 31.12.2007 tarihine kadar, aylık 562,50 YTL ücretle çalıştığı kabul edilerek, bu süre içinde bu aylık ücretten kazanılan değerin Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi uyarınca mahsubu yoluna gidilmiştir. Ne var ki davalı işyerinde Genel Müdür Yardımcısı olarak aylık net 9.000,00 YTL ücretle çalıştığı kabul edilen ve daha sonra bakiye süre içinde başka bir işyerinde 12.06.2006 tarihinde aylık 3.451,50 YTL ücretle iş bulan davacının, 01.04.2007 tarihinde bu konumu ile bağdaşmayan aylık 562,50 YTL ücretle çalıştığının kabulü hayatın olağan akışına uygun değildir. Zira davalı işverence sunulan ve davacının işe girdiği belirtilen işverenin web sayfasında davacının Genel Müdür olarak çalıştığı belirtilmektedir. Bu nedenle adı geçen işyerinden ve davacının görevi ve kariyeri belirtilerek meslek odasından aldığı veya alabileceği ücret belirlenmeden, belirtilen ücretle çalıştığının kabul edilmesi doğru değildir.
Diğer taraftan sözleşme imzalanırken, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca ödeneceği belirtilen ve her ay için aylık net ücretten 2.500, 00 YTL olarak sözleşme süresi sonuna kadar kesilmesine karar verilen 75.000,00 YTL avansın, çalışılan dönemde aylık ücretten kesilen miktarı düşüldükten sonra kalan miktarın bakiye süre ücretinden mahsubu üzerinde durulmaması da ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 550 YTL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy