(2709 S. K. m. 141) (4857 S. K. m. 17, 18, 19, 20, 21, 41) (1475 S. K. m. 14) (2821 S. K. m. 31) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasındaki, ihbar, kötü niyet, sendikal ve kıdem tazminatı, fazla çalışma ve izin ücreti, bayram ve genel tatil gündeliklerinin ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 1.4.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Dosya içeriğine göre, davacı işçinin iş sözleşmesi 25.12.2003 tarihinde feshedilmiş, bu fesih nedeni ile davacı işe iade kararı almış, işe iade kararında 6 aylık işe başlatmama tazminatı ve 4 aya kadar boşta geçen süre ücret ve diğer haklara karar verilmiştir. İş iade kararı alan davacı işçi, işe başlatılmamış, boşta geçen süre ücret ve işe başlatmama tazminatı icra takibi sonuca davalı işveren tarafından ödenmiştir. Davacı ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatı ile işçilik alacakları yanında, ayrıca iş başlatılmama nedeni ile feshin kötü niyetli ve sendikal nedenle yapıldığını, iddia ederek, kötü niyet ve sendikal tazminat isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, ihbar ve kıdem tazminatının yargılama sırasında Ödenmesi nedeni ile konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına, ödenmeyen işçilik alacakları ile birlikte kötü niyet ve sendikal tazminatın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önemle belirtmek gerekir ki, Anayasanın 141. maddesinde, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı açıklanmış, aynı zorunluluk HUMK'nun 388. maddesinde de düzenleme altına alınmıştır. Anılan yasal düzenlemede yargıcın, uyuşmazlık konusu olan olay hakkında tüm kanıtları toplaması, tartışması, bu kanıtlardan hangilerine değer vermediğinin nedeni, hangilerini üstün tuttuğunun dayanaklarını değerlendirdikten sonra bir sonuca varmasının zorunlu ve gerekli olduğu vurgulanmıştır. Böyle bir yöntemin izlenmesi durumunda ancak kararın gerekçeli olduğunun kabul edilebileceği sonucuna varılabilir. Hükmü kuran yargıcın böyle bir yöntemi izlemesi halinde maddi olgularla hüküm fıkrası arasında bir bağlantı kurulmuş olabilecektir. Ayrıca gerekçe sayesinde kararın doğruluğu denetlenmiş ve davanın yanlan tatmin ve inandırılmış olacaktır. Tüm bunlardan başka ve en önemlisi adil bir yargılamanın yapıldığı sonucuna varılacaktır. Yerel mahkeme kararı belirtilen hükümlere uyulmadığından öncelikle karar bu yönü ile hatalıdır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 17/5 maddesi uyarınca 18. maddenin 1. fıkrası uyarınca bu kanunun 18, 19, 20 ve 21. maddelerinin uygulanma alam dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Bu açıklamaya göre, iş güvencesi kapsamında kalan işçi, kötü niyet tazminatı olan, bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat isteyemez.
Keza benzer düzenleme, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18, 19, 20 ve 21. maddelerinin uygulanma alam dışında kalan işçinin sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerinden dolayı hizmet akdinin feshi iddiası ile açacağı davada ispat yükümlülüğü işverende olmak üzere 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun genel hükümleri uygulanır. Bu maddeye göre de, fesih nedeni ile işçinin sendikal tazminat isteyebilmesi için, iş güvencesi kapsamında bulunmaması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının iş güvencesi kapsamında kaldığı ve iş sözleşmesinin feshi nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18, 19, 20 ve 21. maddelerinden faydalandığı ve feshin geçersizliğini istediği, fesihte sendikal neden kabul edilmediği ve davacının işe iade kararı sonrası işe başlatılmadığı anlaşılmaktadır. İş güvencesi kapsamında kalan ve bu hükümlerden faydalanan işçinin kötü niyet ve sendikal tazminat isteminde bulunması yukarıda açıklanan yasal normatif hükümler nedeni ile mümkün değildir. Anılan tazminatların reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMAASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy