(4857 S. K. m. 18, 20)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 16.07.2006 gün ve 24126-23939 sayılı ilamı ile Dava açıldıktan sonra sendika ile işveren arasında düzenlenen ve işçiyi bağlamayan protokol ile iş güvencesi hükümlerini bertaraf eden 3 aylık ücret tutarında iş güvencesi tazminatının ödenmesi ve davacının işvereni ibra etmesi, feshin geçersizliği isteminden vazgeçme olarak nitelendirilemeyeceği, davalı işverence önceden kapatılacağı bilinen İzmir'deki işyerine nakledilmeleri için davacı ve diğer işçilerden matbu nakil dilekçeleri alındığı, ancak fiilen nakledilmedikleri ve Alaşehir'deki işyerinde çalışmaya devam ettikleri, daha sonra İzmir'deki işyerinin kapatıldığı gerekçesi ile iş sözleşmelerinin feshedildiği, ancak davacının fiilen çalıştığı dava konusu işyerinde iş sözleşmelerinin feshini gerektirir ekonomik bir neden bulunmadığı, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından dava açan 41 işçiden 29 işçinin Alaşehir ilçesindeki işyerinde olduklarını, davacı gibi diğer işçilerin ise üretim durdurulan ve kapatılan Ankara, İzmir ve İstanbul işyerlerinde çalışan işçiler olduğunu, bozma gerekçesinin davacı işçi açısından yerinde olmadığı, Dairemiz kararının maddi hataya dayandığını, Daire kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının onanmasını talep etmiş olmakla, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 16.07.2006 gün ve 24126-23939 sayılı ilamı ile Dava açıldıktan sonra sendika ile işveren arasında düzenlenen ve işçiyi bağlamayan protokol ile iş güvencesi hükümlerini bertaraf eden 3 aylık ücret tutarında iş güvencesi tazminatının ödenmesi ve davacının işvereni ibra etmesi, feshin geçersizliği isteminden vazgeçme olarak nitelendirilemeyeceği, davalı işverence önceden kapatılacağı bilinen İzmir'deki işyerine nakledilmeleri için davacı ve diğer işçilerden matbu nakil dilekçeleri alındığı, ancak fiilen nakledilmedikleri ve Alaşehir'deki işyerinde çalışmaya devam ettikleri, daha sonra İzmir'deki işyerinin kapatıldığı gerekçesi ile iş sözleşmelerinin feshedildiği, ancak davacının fiilen çalıştığı dava konusu işyerinde iş sözleşmelerinin feshini gerektirir ekonomik bir neden bulunmadığı, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Davalı vekili dava açan 41 işçiden 29 işçinin Alaşehir ilçesindeki işyerinde olduklarını, davacı gibi diğer işçilerin ise üretim durdurulan ve kapatılan Ankara, İzmir ve İstanbul işyerlerinde çalışan işçiler olduğunu, bozma gerekçesinin davacı işçi açısından yerinde olmadığı, Dairemiz kararının maddi hataya dayandığını, Daire kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacının Alaşehir ilçesindeki işyerinde çalışmadığı, üretim faaliyeti durdurulan İzmir ve İstanbul işyerlerinde çalışan işçi olduğu, bu nedenle Alaşehir işyerindeki işçiler için feshin geçersizliği kararı gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin buna yönelik maddi hata isteminin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Ancak Dairemizin incelemesinden geçen ve İzmir İş Mahkemeleri tarafından aynı fesih tarihinde ve aynı fesih nedeni ile verilen kararlarda, işverenin kapatma olgusunun temel nedenleri olan işletmenin zarar etmesi, teknolojinin günün koşullarına uymaması, verimliliğin yitirilmesi nedenlerini kanıtlayamadığı, özelleştirme ile alınan işyerinin 5 yıl kullanım hakkı bulunduğu, bu sürenin dolmadığı, kapatılan fabrikanın üretim araçlarının diğer işyerlerine nakledildiği, davalıya ait diğer işyerlerinde çalışma teklifinin davacıya yapılmadığı, davalı işverenin özelleştirme ihalesine katılıp, teklif verdiği andan itibaren, feshe gerekçe gösterdiği hususları bildiği, bu koşullara göre yatırım ve üretimi sürdürmeyi kabul ettiği, önceden bilinen ve öngörülen bu nedenin yeni ortaya çıkmış gibi, işçi çıkarma gerekçesi yapılmasının doğru olmadığı, fesihten sonra sendika yetkilileri ile görüşülerek sonuç elde edilmeye çalışıldığı, fesih kararından önce tedbirlerin ve çare aranmasının gerektiği, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davalı işverenin işletmesel kararı tutarlı şekilde uyguladığı ve feshin kaçınılmaz olduğunu kanıtlayamadığı, ayrıca gereklilik denetimi kapsamında işverenin özelleştirme sonucu hisse devir sözleşmesi hükümlerine uymadığı, feshin geçerli nedene dayanmadığı, sonuç itibari ile maddi hata isteminin feshin geçerli olmadığı yönünde reddi gerektiği anlaşılmıştır. Ancak Dairemiz kararındaki gerekçe eksik ve hatalı olduğundan, gerekçe yukarda açıklanan şekilde düzeltilmesi gerekmiş ve hükmün aynı şekilde kurulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6. Davacının yapmış olduğu (36.00)YTL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 450-YTL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, kesin olarak, 16.07.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy