(4857 S. K. m. 2, 18, 20, 21)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı ve davalı KRM Yönetim Danışmanlık A.Ş. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Göktaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, gerçekte davalı Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin işçisi iken, muvazaalı sözleşmelerle (asli işlerin verilmesi nedeniyle) diğer davalı şirketin işçisi gibi gösterildiğini, iş sözleşmesinin işverence geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı Türk Telekomünikasyon A.Ş., davacının ihale ile iş üstlenen alt işveren işçisi olduğunu, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı KRM Yönetim Danışmanlık A.Ş., davacının mazeretsiz ve izinsiz olarak işe gelmemesi nedeni ile iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yasanın verdiği imkan çerçevesinde davalı Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin asıl iş niteliğinde olan 118 Bilinmeyen numaralar çağrı merkezi, ADSL çağrı merkezi, RTÜK çağrı merkezi ve 444 1 444 Türk Telekom müşteri hizmetleri çağrı merkezi operatörlük hizmetlerini ihale suretiyle davalı şirkete verdiği, bu nedenle Türk Telekomünikasyon A.Ş. hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş, feshin geçerli nedene dayanmadığı, davacıya fazla mesai yapılacağına dair bildirim yapılmadığı halde fazla mesaiye kalmadığı için iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile diğer davalı aleyhine açılan dava yönünden davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Alt işveren, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise, asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımdan yola çıkıldığında asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurları, iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekir. Alt işverene yardımcı iş, ya da asıl işin bir bölümü, ancak teknolojik nedenlerle uzmanlık gereken işin varlığı halinde verilebilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde asıl işveren alt işveren ilişkisini sınırlandırılması yönünde yasa koyucunun amacından da yola çıkılarak asıl işin bir bölümünün alt işveren verilmesinde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler ölçütünün bir arada olması gerektiği belirtilmelidir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında tamamen aynı biçimde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler sözcüklerine yer verilmiş olması bu kararlılığı ortaya koymaktadır.
Somut olayda, davalı Türk Telekomünikasyon A.Ş. nin asli işleri kapsamındaki 118 Bilinmeyen numaralar çağrı merkezi, ADSL çağrı merkezi, RTÜK çağrı merkezi ve 444 1 444 Türk Telekom müşteri hizmetleri çağrı merkezi operatörlük hizmetlerini ihale suretiyle diğer davalı KRM Yönetim Danışmanlık A.Ş.'ye verdiği anlaşılmaktadır. Sözü edilen asli işlerin alt işverene verilmesini gerektirecek İş Kanunu'nun 2.maddesinde düzenlenmiş olan koşullar gerçekleşmiş olmadığından, davacı başlangıçtan itibaren davalı Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin işçisi olarak kabul edilmelidir. Davacının tek ve gerçek işvereni davalı Türk Telekomünikasyon A.Ş.'dir. Bu nedenle anılan davalı hakkındaki davanın reddi, işverenlik sıfatı bulunmayan davalı KRM Yönetim Danışmanlık A.Ş. aleyhine açılan davanın ise kabulü hatalı bulunmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1) Ankara 3. İş Mahkemesinin 11.9.2007 gün ve 7-485 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2) Davalı KRM Yönetim Danışmanlık A.Ş. hakkında açılan davanın husumet yönünden reddine,
3) Davalı Türk Telekomünikasyon A.Ş. hakkında açılan davanın kabulü ile,
a) İşverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
b) Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih nedeni ve kıdemi dikkate alınarak 4 aylık ücreti olarak belirlenmesine,
c) Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
d) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
e) Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 500.YTL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
f) Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalı Türk Telekomünikasyon A.Ş. nin yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4) Husumetten reddedilen dava nedeni ile 500.-YTL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı KRM Yönetim Danışmanlık A.Ş.'ne verilmesine,
5) Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, 23.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy