(4857 S. K. m. 18, 19, 20, 21, 25)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacının, davalı işyerinde Toplu İş Sözleşmesine taraf sendika üyesi olarak çalışırken, 31.01.2007 tarihli olay nedeni ile 09.03.2007 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiğini, feshe konu olay nedeni ile fesih hakkının hak düşürücü süre içinde kullanılmadığını, davacının savunmasının alınmadığını, yazılı fesih bildiriminin 12.04.2007 tarihinde yapıldığını belirten davacı vekili, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren tebliğde rağmen, yargılamayı takip etmemiş, ancak feshe ilişkin disiplin kurulu kararı ve davacının şahsi sicil dosyasını sunmuştur.
Mahkemece, tutanağa konu olayla ilgili davacının savunmasının alınmadığı, davacının davranışlarından kaynaklanan nedenle fesihte savunmasının alınmasının zorunlu olduğu, davalı işverenin haklı nedenle ve usulüne uygun olarak feshettiğini kanıtlayamadığı, delil sunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır.
4857 İş Kanunu'nun 19'uncu maddesine göre: Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışına veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25'inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. Paralel düzenleme aynı yasanın 25/son maddesinde düzenlenmiş ve haklı nedenlerle işverenin feshi hallerinde, işçinin 18, 20 ve 21. madde hükümleri uyarınca yargı yoluna başvurabileceği belirtilmiştir. Haklı nedenle fesihte, bu düzenlemeler karşısında, 19. maddedeki yazılı bildirim, fesih sebebinin açık ve kesin olarak belirtilmesi ile savunma alınması koşulu aranmamalıdır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/2 maddesi uyarınca feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi fesihte sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasında bulunacaktır. İspat yükü ise geçerli ve haklı neden konusunda işverendedir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi durumunda, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
Dosya içeriğine göre, davalı işyerinde 30.01.2007 tarihinde mont dağıtımı yapıldığı, bu montlardan birini davacının sakladığı ve işyerinde çıkarırken yakalandığının belirtildiği, savunmasının alındığının belirtildiği ve disiplin kurulu kararı ile iş sözleşmesinin 09.03.2007 tarihinde feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili iş sözleşmesinin 09.03.2007 feshedildiğini, ancak fesih bildiriminin 12.04.2007 tarihinde tebliğ edildiğini belirtmektedir. Davacının 09.03.2007 tarihinden yazılı fesih bildirimi yapıldığı belirtilen 12.04.2007 tarihine kadar fiilen çalışıp çalışmadığı, iş sözleşmesinin eylemli olarak hangi tarihte feshedildiği tam olarak anlaşılmamaktadır. İş sözleşmesi eylemli olarak 09.03.2007 tarihinde feshedilmiş ise, eylemli fesih tarihine göre 02.05.2007 tarihinde açılan davanın bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığının kabulü gerekir. Mahkemece öncelikle bu olgu üzerinde durulmalıdır.
Diğer taraftan, davacının iş sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II. maddesinde belirtilen nedenle feshedildiğinden, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. maddesindeki savunma koşulunun aranmasına gerek yoktur. Bu nedenle mahkemenin bu yöndeki gerekçesi doğru değildir. Kaldı ki sunulan kayıtlara göre davacının savunmasının alındığı belirtilmiştir.
Ayrıca, davalı işverenin haklı nedenle ve usulüne uygun olarak feshettiğini kanıtlayamadığı, delil sunmadığı yönündeki gerekçesi de eksik incelemeye dayanmaktadır. Zira davalı işveren dosyaya disiplin kurulu kararını ibraz etmiştir. Disiplin kurulunda, önce davacıya 4 ay süre ile işten uzaklaştırma cezasının verilmesi kararı alınmış, davalı işveren temsilcisinin itirazı üzerine bu kez oy çokluğu ile iş sözleşmesinin tazminatsız feshi kararı verilmiştir. Sendika temsilcisi kurul üyeleri, bu karara davacının eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesi ile muhalif kalmışlardır. Somut bu maddi olgulara göre delil sunulmadığı yönündeki gerekçe de hatalıdır. Davacının işyerindeki olumsuz davranışı, tüm kurul üyelerinin kabulünde görünmektedir. Bu nedenler disiplin kurulu kararına konu olayla ilgili tüm belgeler, davacının savunması ve davacının üyesi olduğu sendika ile işveren arasındaki Toplu İş Sözleşmesi getirtilerek incelenmeli, feshin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy