(4857 S. K. m. 20)
Dava: Davacı, işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.Bıçaklı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı sözleşmesinin işverence haklı neden olmaksızın feshedildiğini belirterek işe iadesine, boşta geçen süre ücretine ve diğer haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı tarafından, sözleşmenin işçiye emanet olarak verilen parayı teslim etmeyerek zimmetine geçirmesi yüzünden haklı nedenle sona erdirildiği savunulmuştur.
Mahkemece, sözü edilen miktarda paranın yazılı belge olmaksızın, para getirip götürme görevi olmayan bir işçiye teslim edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, feshin haklı nedene dayandığının işverence kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargılama sırasında dinlenen davalı tanık anlatımlarında, Des şubesinde çalışan ve olay günü merkezde bulunan davacıya, Des şubesindeki genel müdürün istemesi üzerine, normalde para taşıma işi bir başka işçinin görevi iken zaten oraya gidecek olması nedeniyle 2.800 YTL elden verildiği, davacının parayı alıp şirket arabası ile ayrıldığı, ancak Des şubesine gitmediği ve parayı da götürmediğinin anlaşılması üzerine telefon edildiği, işten ayrıldığını parayı da tazminatına saydığını söylediği ifade edilmiştir. Davacı tanıklarının ise doğrudan olayla ilgili görgüsü bulunmamaktadır.
İş ilişkisinde işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebep olarak karşımıza çıkmaktadır. İşçinin bir suç işlediğinden veya sözleşmeye aykırı davranışta bulunduğundan şüphe ediliyor ve bu yüzden taraflar arasında iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin yıkılması veya ağır biçimde zedelenmesi nedeniyle iş sözleşmesi feshedilmişse, şüphe feshinden söz edilmektedir. Şüphe, fesih anında mevcut belirli objektif vakıa ve emarelere dayanmalıdır. İşverenin sırf sübjektif değerlendirmesi yeterli olmayıp, yapılan incelemede işçinin şüphe edilen eylemi işlediğinin büyük bir ihtimal dahilinde olduğu sonucunun ortaya çıkması gerekir.
Somut olayda, işverende, davacının taşıması için kendisine emanet edilen parayı yerine götürmeyip zimmetinde tuttuğu kuşkusu, işyerinde çalışan diğer çalışanların beyanları ile doğmuştur. Davacı işçinin bu davranışı işyerinde olumsuzluklara yol açmıştır. Bu durum geçerli fesih nedeni olarak değerlendirilerek, davanın açıklanan gerekçeyle reddedilmesi yoluna gidilmelidir.
4857 Sayılı İş Yasası'nın 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2. Davanın reddine,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 500 YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kesin olarak, 02.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy