(4857 S. K. m. 17, 18, 21)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Göktaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin işverence geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, işyeri faaliyetlerinin azalması, iş yoğunluğunun önemli ölçüde azalması sonucunda gerçekleşen zorunlu tenkisat nedeni ile iş sözleşmesinin feshedildiğini, ihbar ve kıdem tazminatının ödendiğini ve davacının ibraname imzaladığını, emekliliğe hak kazanması nedeni ile toplu iş sözleşmesinde yer alan tenkisat kuralına uygun hareket edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacı işçiye ihbar ve kıdem tazminatı ödenmeden önce yaşlılık aylığı bağlanması için kuruma başvurmuş olup, iş sözleşmesini kendisinin feshettiği gerekçesi ile işe iade isteğinin reddine karar verilmiştir.
Davacı işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından 5.9.2006 tarihli fesih bildirimi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17.maddesi gereğince 17.9.2006 tarihi itibariyle feshedildiği, davacının 18.9.2006 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu ve 1.10.2006 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, davacıya ihbar ve kıdem tazminatının 27.9.2006 tarihinde ödendiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Daha önce Dairemizce işveren tarafından ihbar tazminatı ödenmeden önce önel içinde emeklilik talebinde bulunan işçinin iş sözleşmesini kendisinin feshettiği kabul edilmekteydi. Özellikle kamu kurumlarında çalışan işçilerin önceki kamu kurumlarındaki hizmetlerinin birleştirilmesi veya borçlanılan askerlik süresine ait kıdem tazminatına hak kazanması için işçi lehine olarak belirtilen yorum yapılmaktaydı. 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra sözü edilen içtihadın özellikle iş güvencesi bakımından işçi aleyhine sonuç doğurması nedeni ile konunun yeniden değerlendirilmesi gerekmiştir.
Fesih bildirimi bozucu yenilik doğuran, hemen veya belirli süre geçmesi ile iş sözleşmesini sona erdiren, karşı tarafa yöneltilmesi gerekli tek taraflı bir irade beyanıdır. Fesih bildiriminin karşı tarafa ulaşması yeterli olup onun kabulüne bağlı değildir. Karşı tarafa vardığı anda hüküm ve sonuçlarını doğurduğundan fesih bildiriminde bulunan tarafın tek taraflı olarak bildirimden dönmesi mümkün değildir. Fesih bildiriminin hüküm ve sonuç doğurmayacağı iki tarafın anlaşması ile mümkün olabilir.
Somut olayda iş sözleşmesi davalı işverenin 5.9.2006 tarihli ve aynı gün davacı işçiye tebliğ edilen fesih bildirimi sona erdirilmiş bulunmaktadır. İş sözleşmesi bu şekilde sona erdikten sonra davacı işçinin yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunması iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiği gerçeğini değiştiremez. Taraflar arasında işverence yapılmış olan fesih bildiriminin sonuç doğurmayacağı konusunda bir anlaşma da bulunmadığına göre iş sözleşmesinin emeklilik suretiyle davacı tarafından feshedildiğinin kabulü doğru olmaz. Mahkemece davalı işverenin fesih bildiriminde belirtilen nedenle ilgili olarak taraflardan delilleri sorulmalı; feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı konusunda araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. Yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.06.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı; iş akdinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine, yasal tazminat ve alacaklarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, emekliliğe hak kazanan davalının zorunlu tenkisat nedeniyle işten çıkarılarak tüm haklarının kendisine ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkeme hizmet akdinin 5.3.2006 tarihli fesih yazısı ile 17.9.2006 tarihi itibari ile feshin bildirildiği, davacının 18.9.2006 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, kıdem ve ihbar tazminatlarının bundan sonra ödenmiş olması nedeni ile ihbar öneli içinde sözleşmeyi davacı feshettiğinden davanın reddine karar vermiştir.
Dairemizin çoğunluk oyları ile yerel mahkemenin kararı, fesih bildirimi bozucu yenilik doğuran hemen veya belirli süre geçmesi ile iş sözleşmesini sona erdiren karşı tarafa yöneltilmesi gerekli tek taraflı bir irade beyanı olduğu, karşı tarafa vardığı anda hüküm ve sonuçlarını doğurduğundan akdin sona erdiğini, davacının emeklilik tahsis talebinde bulunmasının neticeyi değiştirmeyeceği düşüncesi ile kararı bozmuştur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesine göre belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. Sözü edilen maddede fesih iradesinin ne kadar süre önce bildirileceği işçinin hizmet süresine göre belirlenmiş ve öngörülen süre sonunda iş sözleşmesinin feshedilmiş sayılacağı açıklanmıştır. Aynı hükümde bildirim şartına uymayan tarafın bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorunda olduğu, işverenin bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebileceği de düzenlemiş bulunmaktadır. Buna göre bildirim süresine ait ücretin (ihbar tazminatının) peşin verilmediği durumda iş sözleşmesi önel süresi sonuna kadar devam eder.
Yargıtay 9.Hukuk Dairesi ihbar tazminatının peşin ödenmediği durumlarda işçiyi önel içinde doğan toplu iş sözleşmesi zamları ve kıdem tazminatı tavanı gibi haklardan yararlandırmak suretiyle iş sözleşmesinin önel süresi sonuna kadar devam ettiğini yıllarca kabul etmiştir (7.11.1995, 1995/24388-1995/33566; 28.1.2003, 2002/21941-2003/800; 1.4.2003, 2002/21541-2003/5474; 21.6.2004, 2004/15842-15334; 29.10.2005, 2005/29577-2005/31618). Buna karşılık, 9.Hukuk Dairesi ihbar tazminatının peşin ödendiği durumlarda iş sözleşmesinin ödeme tarihi itibariyle sona erdiğini ve önel içinde doğan akdi ve yasal haklardan işçinin yararlanamayacağını da kabul etmiştir (18.4.1984, 1882/300-1884/437).
Yüksek daire ihbar tazminatının peşin ödenmediği hallerde iş sözleşmesinin önel süresince devam ettiğine, önel içinde işçinin emekliye ayrılması halinde de iş sözleşmesini işçinin fesh ettiğini kabul edip bu görüşlerini istikrarlı bir şekilde sürdürmüştür (14.3.2004, 2004/959-2004/8353; 29.10.2005, 2005/29577-2005/31618; 8.10.2007, 2007/11931-2007/29812).
Yukarıda açıklanan nedenlerle ihbar tazminatı peşin ödenmemiş ise, anılan tazminat ödenmeden önce işçinin önel içinde emekli olması halinde iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle işçi tarafından feshedildiği kabul edilmelidir.
Somut olayda, davacı işçi işverence ihbar tazminatı ödenmeden önce, önel içinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmuş ve kendisine SSK' ca aylık bağlanmıştır. Bu durumda sözleşmenin davacı işçi tarafından feshedildiğinin kabulü gerekir. Böyle olunca davacı, feshin geçersizliğine karar verilmesi talebi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddelerinde öngörülen iş güvencesi hükümleri uyarınca işe iade davası açamaz. Yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy