(4857 S. K. m. 18, 21)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan 30.11.2004 tarihli işveren yazısı ile 06.02.2005 tarihinde feshedildiğini belirten davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, iş sözleşmesinin işyerinden kaynaklanan geçerli nedenle feshedildiğini savunmuştur.
14.02.2005 tarihinde davacı tarafından açılan bu davada, mahkemece feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne daire verilen karar Dairemizin 12.02.2007 gün ve 2006/32474 Esas, 2007/3117 K sayılı ilamı ile, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildirim tarihinin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesine dava açabilir. Belirtildiği gibi süre, fesih tarihinden değil, feshin bildirildiği tarihten başlamaktadır. Bu süre hak düşürücü süredir. Dosya içeriğine davacı işçinin iş sözleşmesi 30.11.2004 tarihli fesih bildirimi ile 06.02.2005 tarihinde geçerli olmak üzere feshedilmiştir. İşveren tarafından düzenlenen fesih bildiriminde, fesih bildirim tarihi olan 30.11.2004 tarihine göre dava bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmamıştır. Ne var ki fesih bildiriminin hangi tarihte davacıya tebliğ edildiği anlaşılamamaktadır. Mahkemece bu olgu üzerinde durulmamıştır. Davalı işveren tarafından düzenlenen ve 30.11.2004 tanzim tarihli olan fesih bildiriminin davacıya tebliğ edildiği tarih araştırılarak, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılamada mahkemece, işverenin sunduğu evrak zimmet defterine göre, fesih bildiriminin 13.12.2004 tarihinde tebliğ edildiği, bu tarihe göre davanın süresinde açılmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, işverence sunulan evrak zimmet defterinde tebliğ tarihi üzerinde tahrifat yapıldığını, ayrıca bu evraktaki imzanın davacıya ait olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
Dosya içeriğine göre işverence sunulan, aslı gibidir denilerek onaylanan ve fesih bildiriminin tarihini gösteren evrak zimmet defteri örneğinde evrak sayısı ve tebliğ tarihlerinde tahrifat yapıldığı izlenimi doğmaktadır. Davacı tarafın iddiası üzerinde durulmadan ve tebliği gösteren evrak üzerinde tahrifat yapılıp yapılmadığı araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle evrak zimmet defterinin aslı getirtilerek, tahrifat yapılıp yapılmadığı, evraktaki imzanın davacıya ait olup olmadığı araştırılmalı, fesih bildiriminin yapıldığı tarih belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile bozma gerekleri yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy