(4857 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki, fazla çalışma ücretinin ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.9.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat Cenk Doster geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi Ş.Çil tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Bordroda fazla çalışma bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi fazla çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir.
Somut olayda davacı işçi 2001-2005 yılları arasında sürekli fazla çalışma yaptığını ileri sürmüş, dava dilekçesi ile yargılamanın aşamalarında günlük ve haftalık çalışma saatlerini açıklamamıştır. Davalı işveren ise işin durumuna göre fazla çalışma yapıldığı hallerde karşılığının bordrolarda gösterildiğini ve karşılığının işçinin banka hesabına ödendiğini savunmuştur.
Davacı tanıkları, işyerinde 8.00-18.00 saatleri arasında çalışıldığını, bazen 3-4 ay süreyle fazla çalışma yapılmadığını, ancak işin durumuna göre haftada bir iki defa 21.00'a kadar çalışıldığını, karşılığının ödendiğini açıklamışlardır. Davalı tanığı da benzer anlatımda bulunmuştur. Tanıklar ayrıca, işyerinde puantaj kayıtlarının tutulduğunu açıklamışlardır.
Bilirkişi raporunda, tanık beyanlarına göre fazla çalışma yapıldığının tespit edilemediği ve puantaj kayıtlarının sunulması gerektiği belirtilmiş, bu arada taktiri mahkemeye ait olmak üzere istek konusu dönem için haftada 6 saatlik fazla çalışma ücreti hesaplanmıştır.
Davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz etmiş ve bu arada dosyaya puantaj kayıtları sunulmuştur. Bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda, puantaj kayıtlarının günlük işe giriş ve çıkış saatlerini içermediği belirtilerek hesaplamanın buna göre yapılamayacağı açıklanmıştır.
Mahkemece ilk bilirkişi raporuna itibar edilerek istek konusu dönemde haftada 6 gün fazla çalışma yapıldığı kabul edilmiş ve istekle ilgili hüküm kurulmuştur. Anılan hesap yönteminin dosya içeriğine uygun olmadığı açıktır. Tanıklar yıl içinde bazen 3-4 ayı bulan dönemde hiç fazla çalışma yapılmadığını açıkladıkları halde, her hafta fazla çalışma yapılmış gibi hesaplama yoluna gidilmiştir. Öte yandan dosyaya sunulan puantaj kayıtları aylık çalışma saatlerini içerdiklerine göre, anılan kayıtlar ile ücret bordroları ve gerekirse işçinin banka hesabına yapılan ödemler bir değerlendirmeye tabi tutularak bakiye fazla çalışma ücretinin olup olmadığı belirlenmelidir. İki taraf tanıkları da fazla çalışma ücretlerinin ödendiğini açıkladıklarına göre, yazılı belgelere göre hak kazanılan tutar ile ödenen miktar arasında fark olup olmadığı belirlenmeli, hüküm altına alınan miktardan daha fazla belirlenmesi durumunda davacı temyiz yoluna başvurmadığından davalı yararına usuli kazanılmış hak ilkesi de gözetilerek bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle ve soyut tanık beyanlarına göre sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Davalı vekili ibraname savunmasında bulunmuş ve temyiz dilekçesi ekinde bir ibraname ile denkleştirme uygulamasına dair bir kısım protokoller sunulmuştur. Mahkemece bu konuların da bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 550 YTL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.09.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy