(4857 S. K. m. 20)
Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini, işverence işe başlatılmaması durumunda tazminat ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı işveren işyerinde çalışan işçi sayısının 30'dan az olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalı şirketin işçisi olduğu diğer şirketin aynı holdinge bağlı olmasının ve aynı yerde faaliyette bulunmasının, yine bazı şemalarda davacının dava dışı R. BMY şirketinin mali işler sorumlusu olmasının sonuca etkili olmadığı, buna göre işyerinde çalışan sayısı 21 olmakla davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı gerekçesiyle isteklerin reddine karar verilmiştir.
Davacı işçi dava dilekçesinde, 2001 yılından itibaren dava dışı R. firmasında çalıştığını, 2004 yılından itibaren ise aynı gruba ait ve aynı yerde faaliyet gösteren davalı şirketin de mali işler yöneticisi olarak görev yaptığını, belirtilen dönemde her iki şirkete birlikte hizmet verdiğini açıklamıştır. Davalı işveren cevap dilekçesinde davacının birlikte istihdama yönelik beyanlarına karşı bir açıklamada bulunmamıştır. Davacı vekili davacının davalı şirket işçisi olarak çalıştığı sırada dava dışı R. firmasının da işlerini yaptığına dair çok sayıda elektronik posta yazışması sunmuştur.
Özellikle gurup şirketlerinde ortaya çıkan bu çalışma biçiminde, işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene hizmet verebilmektedirler. Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketler, aynı binalarda faaliyet göstermekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini işverenlerin tamamına karşı yerine getirmektedir. Bu hizmetle kısmi süreli iş ilişkisinin varlığına imkan verecek şekilde ayrıştırılması da mümkün değilse, birlikte istihdam olarak adlandırılabilecek bir çalışma şeklinden sözedilebilir. Somut olayda çözümü gereken konu, davacının fesih tarihinde davalı şirketle birlikte adı geçen şirkete aynı anda hizmet verip vermediği hususudur.
Mahkemece, davacı işçi, her iki şirket arasında birlikte istihdam ilişkisi olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmuş değildir. Bu konuda tanıklar dinlenmeli ve dosyada bulunan yazılı belgeler bir değerlendirmeye tabi tutulmalı ve gerekirse işyerinde keşif de yapılmak suretiyle gerçek durum tespit edilmelidir. Aynı zamanda işyerinde davacı dışında başkaca işçilerin de birlikte istihdam kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadığı belirlenmeli ve buna göre öncelikle davacı işçinin iş güvencesinden yararlanıp yararlanamayacağı konusunda bir karar verilmelidir.
Davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı belirlendiğinde şimdiki gibi davanın reddi cihetine gidilmeli, iş güvencesi hükümlerinin uygulanması gerektiği tespit olunduğunda ise feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı noktasında değerlendirmeye gidilerek bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy