(4857 S. K. m. 18, 20)
Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davalı işyerinde iş geliştirme koordinatörü olarak görev yapan davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin yeniden yapılanma, şirketin yolcu taşıma işini tasfiye edip, sadece kargo işine yönelmesi ve ekonomik nedenlerle feshedildiğini, fesih işletme ve işyerinden kaynaklanan nedenlere dayandığını savunmuştur.
Mahkemece, dosya üzerinden alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davalı işverenin yeniden yapılanma ile ilgili yolcu taşıma faaliyetinin tasfiyesi, sadece kargo işine odaklanma kararını davacının iş sözleşmesinin feshinden sonra aldığı, işletmesel kararın fesihten 4-5 ay sonra uygulandığı, toplu işçi çıkarmaların Nisan 2006 tarihinde gerçekleştiği, fesih tarihi itibari ile şirketin zarar ettiği ve yeniden yapılandığının kanıtlanmadığı, fesihte son çare olma ilkesine uyulmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı iş Kanununun 18, maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. İşletmeyi veya işyerini etkileyen objektif nedenlerle ortaya çıkan işgücü fazlalığı sonucunda, isçinin işyerinde çalışma olanağı ortadan kalkmış ise fesih için geçerli bir sebebin varlığından söz edilir. İşveren amaç ve içeriğini belirlemekte serbest olduğu işletmesel kararlar alabilir. Bu kararlar işverenin yönetim hakkı kapsamında kural olarak yargı denetimine tabi değildir. Ancak işletmesel karar sonucunda, tedbir olarak düşünülen feshin zorunlu hale gelmiş olması gerekir. Başka bir anlatımla işverenin fesih konusunda keyfî kararları yargı denetimine tabidir.
Diğer taraftan aynı yasanın 20. maddesi uyarınca, işçinin fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen gözetilmelidir.
Dosya içeriğine göre, davacının davalı işyerinde İş Geliştirme Koordinatörü olarak işe alındığı, çalıştığı sırada zaman zaman bağlı olduğu Genel Müdür'e yazılı başvurular ile yapacak iş bulamadığı, iş tanımı yapılmadığı ve kendisine somut bir görev verilmediği konusunda yakınmalarda bulunduğu, iş sözleşmesinin ekonomik nedenlerle ve yeniden yapılanma gerekçesi ile 31.12.2005 tarihinde feshedildiği, dava dilekçesi incelendiğinde davacının bizzat iş sözleşmesinin feshedileceğinin kendisine 15.12.2005 tarihinde bildirildiğini beyan ettiği, fesihten sonra davalı işverenin Yönetim Kurulu kararı ile 02.01.2006 tarihinde Tarife yolcu taşıma faaliyetlerinin tasfiyesi, uçakların satılması işletmesel karan aldığı ve uygulamaya koyduğu bu kapsamda 15.03.2006 tarihinde yaklaşık 250 işçiyi çıkaracağını kurumlara bildirdiği, daha sonra da 6 adet uçağını sicilden terkin ettirdiği anlaşılmaktadır.
Davacının kabulüne göre, iş sözleşmesinin feshedileceğinin sözlü olarak 15.12.2006 tarihinde bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu bildirim geçerli olup, bu tarihe göre, dava 31.01.2006 tarihinde açılmakla, bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığından, davanın öncelikle bu nedenle reddi gerekir.
Diğer taraftan somut maddi olgulara göre, işveren işletmesel kararı fesihten hemen sonra almış ve uygulamıştır. Fesih tarihinden önce böyle bir kararın alınmamış olması, geçerli nedeni ortadan kaldırmaz. Kaldı ki davacının işyerinde yapacak iş bulamadığı, iş tanımı yapılmadığı ye kendisine somut bir görev verilmediği de kabulündedir. Yeniden yapılanma, bölüm kapatma işletmeyi ve işyerini etkileyen objektif nedenlerdir. Feshin zorunlu hale geldiği anlaşılmaktadır. Davacının iş sözleşmesinin feshi işletme ve işyerinden kaynaklanan geçerli nedenlere de dayanmaktadır.
4857 sayılı iş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1- Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davanın REDDİNE,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 320.00YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 450 YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, Kesin olarak 21.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy