(4857 S. K. m. 2, 18, 19, 20, 21)
Dava ve Karar: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Fırat Üniversitesi Fırat Tıp Merkezi işyerinde ihaleyle hizmet alan davalı şirket işçisi olarak Acil Servis Hemşiresi göreviyle çalıştığını, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, şirketin hastanenin asıl işi olan hastalara bakım ve hizmet işini ihaleyle aldığını, işe almada Üniversite hastanesi yönetiminin yetkili olduğunu ve yönetimin talimatıyla davacının iş sözleşmesinin feshedildiğini, davacının asıl işverenin kadrolu hemşireleriyle kavga ettiğini, verilen işin asıl iş olduğunu, alt işverene verilen işlerden olamayacağını, davalı şirketin işverenlik sıfatı bulunmadığını, şirket aleyhine dava açılamayacağını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacı işçiye geçerli bir fesih tebligatı yapılmadığı, feshin geçerli nedene dayanmadığı, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesi uyarınca, "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereğiyle teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte sorumludur." Keza aynı maddenin 7 nci fıkrasına göre, "Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereğiyle teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.
Diğer taraftan, işçinin, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenen iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için, belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışması yanında, işyerinde en az 30 işçi çalışması, en az 6 aylık kıdeminin bulunması ve işletmenin bütününü sevk ve idare eden veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda olmaması gerekir.
Somut olayda, davalı işverenin, tüzel kişiliği olan ve hizmet işini ihaleyle veren Üniversite'nin Tıp Merkezinde davacıyı çalıştırdığı ve davacının Üniversitenin işçileriyle birlikte acil serviste hemşirelik göreviyle çalıştığı anlaşılmaktadır. Tıp merkezindeki hemşirelik hizmeti, dava dışı Üniversitenin asıl işidir. Yukarda ki hükümler dikkate alındığında, kural olarak asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi mümkün değildir. Hemşirelik hizmeti, dava dışı Üniversitenin işçileriyle birlikte yerine getirilmektedir. Asıl işin bir bölümü ihaleyle verilen davalı şirketin işverenlik sıfatı bulunmamaktadır.
Ayrıca, davacı 14.04.2006 tarihinde işe başlatılmıştır. Fesih bildirimi ise 10.10.2006 tarihinde yapılmıştır. Fesih bildirim tarihine göre, davacının işyerinde 6 aylık kıdemi bulunmamaktadır. Bu olguya göre davacı işçi, iş güvencesi hükümlerinden de yararlanamamaktadır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1- Mahkemenin kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın reddine,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 20 YTL. yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 450-YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 21.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy