(818 S. K. m. 344) (5953 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Davacı, ve karşı davalı, izin, fazla mesai, bayram ve genel tatil ücreti ve ikramiye ile yüzde beş fazla ödemeye dair alacaklarının, davalı ve karşı davacı ise ihbar tazminatının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle her iki davada kısmen gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.5.2007 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı-karşı davacı adına Altan Taş geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava dilekçesinde davacı gazetecinin bir kısım işçilik alacaklarının günlük yüzde beş faizi ile tahsili talep edilmiş, mahkemece yüzde beş fazlaya dair istekler yönünden miktar belirlenerek tahsil hükmü kurulmuştur. Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulamasına göre basın çalışanlarıyla ilgili 5953 sayılı yasada öngörülen günlük yüzde beş fazla ödeme, faiz niteliğinde değildir. Bu itibarla miktar belirtilerek harcı yatırılmak suretiyle açıkça talep edilmelidir. Davacının bu yönde bir talebi olmamış, bilirkişi raporlarında bu konuya dikkat çekilmiş, davacı vekili, 29.9.2006 havale tarihli dilekçesinde taleplerinin günlük yüzde beş fazla ödeme olduğunu açıklamış olsa da miktar belirtilerek açık bir talepte bulunulmamış ve isteğe dair harç yatırılmamıştır. Böyle olunca taleple bağlılık kuralı uyarınca mahkemece, yüzde beş fazla ödemeye dair miktar belirtilerek tahsil hükmü kurulması hatalı olmuştur.
3- Davacı gazetecinin hafta tatillerinde çalıştığı kanıtlanabilmiş değildir. Bu konuda yazılı bir delil sunulmadığı gibi, davacı tanıklarından biri bu yönde bir beyanda bulunmamış, diğeri ise haftada bir gün izin verildiğini, ancak çoğu zaman kullandırılmadığını belirten bir açıklamada bulunmuştur. Davacı tanığının anılan soyut nitelikteki anlatımında değer vermek mümkün değildir. Davacının hangi hafta tatillerinde çalıştığı somut biçimde ortaya konulmamıştır. Böyle olunca anılan isteğin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi de hatalıdır.
4- Davacı gazeteci 5953 sayılı yasanın 14. maddesinde öngörülen yasal ikramiyenin ödetilmesini talep etmiş, mahkemece istek doğrultusunda karar verilmiştir. Ücret bordolarının bir kısmında ikramiye ödemesi yer almaktadır. Bilirkişi raporunda yapılan ödemeler akti ikramiye olarak değerlendirilmiş ve yasal ikramiye ayrıca hesaplanmıştır. Davacının dava dilekçesinde akti ikramiye yönünde bir açıklaması olmamış ve taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde de ikramiye ile ilgili bir kurala yer verilmemiştir. Davacının yasal ikramiye dışında akti ikramiyeye hak kazandığı kanıtlanamamış olmakla, bordrolarda yer alan ödeme tutarları indirilmek suretiyle davacının bakiye ikramiye alacağının olup olmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
5- Davacının aylık ücretinin miktarı iş sözleşmesinde aylık 700 YTL net olarak belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda bordrolarda yer alan ödemelerin 675 YTL olduğundan bahisle bu ücrete göre hesaplamalara gidilmiştir. İş sözleşmesinde kararlaştırılan ücretin karşılıklı anlaşma ile indirildiği kanıtlanabilmiş değildir. Bunun aksine davacı ücretlerinin eksik ödendiğini ileri sürerek bu yönde talepte bulunmuştur. Böyle olunca ücretin iş sözleşmesinde belirlenen 700 YTL yerine, 675 YTL olarak kabulü de sonuca gidilmesi de hatalı olmuştur.
6- Davalı işverenin açmış olduğu karşı davada ihbar tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı gazeteci ücret ve bir kısım haklarının ödenmemesi sebebiyle haklı olarak feshettiğini işverene bildirmiştir. 5953 sayılı yasada ücreti ödenmeyen işçinin iş sözleşmesini haklı olarak feshine imkan tanıyan bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda anılan yasada gazetecinin haklı feshi halinde ödenmesi gereken kıdem tazminatı talep hakkının doğmayacağı açıktır. Davacı gazeteci 16.2.2004 tarihli ihtarnamesiyle ödenmeyen işçilik haklarının bir ay içinde ödenmesini, aksi halde sözleşmesini haklı nedenle feshetmiş sayılacağını da bildirmiştir. Buna rağmen davalı işverence söz konusu işçilik hakları ödenmemiştir. Bu durumda ücret ve diğer hakları ödenmeyen gazetecinin Borçlar Kanunun 344. maddesi uyarınca muhik sebeple iş sözleşmesini sona erdirebileceği kabul edilmelidir. Gerçekten anılan hükümde, Muhik sebeplerden dolayı gerek işçi gerek iş sahibi, bir ihbara lüzum olmaksızın her vakit akdi feshedebilir. Ezcümle ahlaka müteallik sebeplerden dolayı yahut hüsnü niyet kaideleri noktasından iki taraftan birini artık akdi icra etmemekte haklı gösteren her hal, muhik bir sebep teşkil eder şeklinde kurala yer verilmiştir. Buna göre davacının anılan feshi 5953 sayılı yasa kapsamında haklı fesih olarak değerlendirilemese de, genel Kanun niteliğindeki Borçlar Kanunu hükümleri doğrultusunda ele alınmalı ve davacı gazetecinin işverene ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğünün doğmadığı kabul edilmelidir. Mahkemece aksi yönde verilen karar hatalı olup ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 500YTL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy