(4857 S. K. m. 41, 47)
Dava: Davacı, fazla mesai, vardiya primi, ulusal bayram ve genel tatil gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içerisinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davalıya ilişkin bina ve eklentilerde güvenlik görevlisi olan davacının günlük 8 ya da 9 saat süren çalışmalarından bir saat, 10 saatten fazla süren çalışmalarından ise bir buçuk saat yemek ve sair ihtiyaçları için verilmesi zorunlu olan ara dinlenme süreleri düşünülmeden günlük çalışma süresi belirlenmesi yerinde değildir.
3-) Davacıya fazla mesai ve resmi bayram, genel tatil günleri alacağı olarak ödenen miktarlar toplam alacaktan indirilerek kalanının kabulüne karar verilmiştir. Davacının bu ödemelere itirazı yoktur. Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamasına göre ihtirazi kayıtsız fazla mesai ödenen ayların ve ücreti ödenen genel tatil günlerinin hesaba dahil edilmemesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istem halinde ilgiliye iadesine, 26.4.2007 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
4857 sayılı İş Kanunu'nda, Türk iş hukuku öğretisinde en çok eleştirilen ve uygulamada da kanuna aykırı olmasına rağmen farklı düzenlemelerin getirildiği bilinen, haftalık çalışma süresinin iş günlerine eşit ölçüde bölünmesi kuralına esneklik getirilerek, sözleşmelerle haftalık normal çalışma süresinin işyerinde haftanın çalışılan günlerine farklı bir biçimde dağıtılabileceği kabul edilmiştir. Bu halde, haftalık çalışma süresinin haftanın çalışılan günlerine farklı biçimde dağıtılması durumunda, yoğunlaştırılmış iş haftası uygulanabilecektir. Bu tür çalışmalarda işverene iki aylık bir denkleştirme süresi tanınmıştır. Bu süre toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir. Bu şekilde, yoğunlaştırılmış iş haftasından sonraki haftalarda işveren işçiyi daha az sürelerle çalıştırması durumunda, işçiye fazla çalışma ücreti ödemek zorunda kalmayacaktır.
Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırk beş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanmaktadır. Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde on bir saati aşmamak koşulu ile farklı biçimde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içerisinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir (İş K. m. 63). 4857 sayılı İş Yasası'nın 41. maddesinde ..fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırk beş saati aşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırk beş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz. denilmektedir. Denkleştirme sisteminin uygulanması için günde on bir saatlik çalışma süresinin aşılmaması şartıyla tarafların açıkça anlaşması esası benimsenmiştir. Kanunun hiçbir yerinde fazla mesainin günlük on bir saati aşan çalışma olduğu belirtilmemiştir. On bir saatlik ölçü, kanımca, denkleştirme bahanesiyle işçinin günlük çalışma süresinin aşırı biçimde uzun tutularak işçi sağlığı ve güvenliğinin tehlikeye atılmasının önlenmesi amacıyla getirilmiştir. Bu düzenleme "fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda iki yüz yetmiş saatten fazla olamaz." kuralının paralelinde olup, denkleştirmenin esasları ve sınırlarını göstermektedir.
Somut olayda davacı işçinin günde on dört saat çalıştığı bozma kararında gösterilen ve Dairemizce kabul gören Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.04.2006 gün ve E: 2006/9-107, K: 2006/144 sayılı kararında kabul edilmiştir. Böyle olunca 4857 s.ayılı Yasa dönemine rastlayan çalışmalar günde on bir saati aştığı gibi, açık bir denkleştirme de olmadığından, fazla mesai hesaplamasının, 1475 sayılı İş Yasası'nın uygulandığı dönemden farklı olmaksızın yapılması gerekir. Zira Dairemizin eskiden beri süregelen uygulaması haftalık kırk beş saati aşan çalışmaların fazla mesai oluşturduğu yolundadır.
Bu sebeple günlük on bir saati aşan çalışmanın fazla çalışma sayılması ve 4857 sayılı İş Yasası'nın 63. maddesi gereğince denkleştirmenin varlığının kabul edilmesi, kanımca hukuken mümkün değildir. Mahkeme kararının 1475 sayılı döneme ait bozma gibi 4857 sayılı döneme ait kısmının da bozulması düşüncesiyle, sayın çoğunluğun ikinci döneme ait bozma kararına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy