(4857 S. K. m. 17, 19, 20, 21)
Dava: Taraflar arasındaki, ihbar ve kıdem tazminatlarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.3.2007 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat Kerem Ceylan geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalıya ait işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin 19. maddesinde bildirim önelleri, 6 aydan az çalışan işçiler için 5 hafta, 6 ay - 1.5 yıl arası çalışan işçiler için 8 hafta, 1.5 -3 yıl arası çalışanlar için 11 hafta ve 3 yıldan fazla hizmeti olanlar için 20 hafta olarak belirlenmiştir. Toplu iş sözleşmesinin aynı hükmünde bildirim şartına uyulmadığı taktirde, arttırılmış ihbar önelleri üzerinden ihbar tazminatının ödenmesi gerektiği de açıkça kurala bağlanmıştır. Yine toplu iş sözleşmesinin İş Güvencesi başlıklı 16. maddesinin (a) bendinde, işverenin, 4857 sayılı İş Yasasının 17. maddesine göre iş sözleşmesini feshetmesi ve işçinin, işi devam ettiği halde kendi iş sınıfından daha düşük iş sınıfı olan bir işe nakil teklifini kabul etmeyip iş sözleşmesini kendisinin feshetmesi hallerinde iş bu toplu iş sözleşmesinin 19. maddesinde öngörülen ihbar önellerinin 3 katı uygulanır. Ancak 5 yıldan fazla hizmeti olanlar için bu miktar 4 hafta ilave edilerek uygulanır şeklinde kurala yer verilmiştir.
Davacı işçi ihbar tazminatı isteğinde bulunmuş, mahkemece anılan toplu iş sözleşmesi hükmü uygulanmak suretiyle işçinin işyerinde çalıştığı süreye göre 64 hafta üzerinden hesaplanan ihbar tazminatı hüküm altına alınmıştır.
Toplu iş sözleşmesinin 16. maddesinde, 4857 sayılı İş Kanununun 20. maddesi uyarınca işçinin iş mahkemesine müracaatı sonucu, aynı Kanunun 21. maddesi gereğince işveren aleyhine bir karar çıkması ve Yargıtay'ca onanması halinde, işe başlatma yapılmaz ise mahkemece hükmedilen en çok 4 aylık muhakeme süresini kapsayan işçinin doğmuş ücret ve diğer hakları ile hakim tarafından uygun görülecek süredeki tazminat miktarı toplamı, daha önce yapılmış olan ödemelerden düşülür. Diğer bir deyişle iş güvencesi ile ilgili olarak hem toplu iş sözleşmesinden hem de Mahkeme kararından faydalanılamaz, bu hususta mükerrer ödeme yapılamaz şeklinde düzenlemeye gidilerek maddenin düzenlenme amacının işçiye iş güvencesi sağlamak olduğu açıklanmıştır. Aynı husus maddenin başlığından da anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacı işçi, kesinleşen işe iade kararı sonrasında süresi içinde işe başlamak için başvuruda bulunmuş ve işverence işe başlatılmamıştır. Böylece davacı işçi 4857 sayılı İş Kanununun iş güvencesi sağlayan hükümlerinden faydalanmıştır. Toplu iş sözleşmesinin yukarıda sözü edilen hükmü gereği toplu iş sözleşmesinin iş güvencesi sağlayan 16. maddesi hükmünden yararlanması mümkün değildir. İhbar tazminatının toplu iş sözleşmesinin 19. maddesi uyarınca hesaplanması gerekirken yazılı şekilde 64. hafta üzerinden ihbar tazminatı kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacı işçi iş sözleşmesi davalı işverence 27.12.2004 tarihinde feshedilmiş ve davacı işçi feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesi davası açmış, isteğin kabulüne karar verilmiştir. Kesinleşen bu karar üzerine davacı işe iade talebinde bulunmuş ve işverence işe başlatılmadığı için bir aylık işe başlatma süresinin sonu olan 21.12.2005 tarihinde iş sözleşmesi feshedilmiştir. Anılan fesih sonrasında açılan bu davada kıdem tazminatı isteğinde bulunulmuş ve faizin, 27.4.2005 tarihinden itibaren işletilmesi talep edilmiştir. Mahkemece taleple bağlı kalındığından bahisle geçersiz sayılan 27.12.2004 tarihli feshin ardından 4 aylık boşta geçen sürenin ilavesiyle belirlenen 27.4.2005 tarihinden itibaren kıdem tazminatı için faize karar verilmiştir.
Davacının talebi davalı işverenin aleyhine sonuçlara yol açmaktadır. Öte yandan fesih tarihinden önceki bir tarihten kıdem tazminatı için faize karar verilmesi mümkün değildir. Kıdem tazminatı için faiz başlangıcı olarak 21.12.2005 tarihi yerine daha önceki bir tarihinden itibaren faize karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 500 YTL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy