(4857 S. K. m. 32, 41, 46, 47, 57) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kötüniyet tazminatı, kıdem tazminatı, ödenmeyen ücret, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Karar: Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi R. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalının temyizine gelince;
Davacı, davalı apartmanda kapıcı olarak 2.7.1994 tarihinden eşinin işverenin kusurlu hareketi sonucu kapıcı dairesinde 28.12.2003 tarihinden birbuçuk ay sonrasına kadar çalıştığını ileri sürerek bir kısım işçilik hakları yönünden isteklerde bulunmuştur.
Davalı ise, davacı ile aralarında iş sözleşmesinin bulunmadığını, konut kapıcılarının İş Kanunu kapsamında bulunmadığından davanın Asliye hukuk Mahkemesinde açılması ve Kat Mülkiyeti Kanununa göre de davanın kat maliklerine yöneltilmesi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, Babür Apartmanın 14+1 adet bağımsız bölümden oluştuğunu ve 1991 yılında doğal gaza geçilerek ferdi ısınmaya dönüştürüldüğünü, davacının ölen eşi N. Ş.'nın abisi O.'ın bir süre kira karşılığı apartmanın bir kısım işlerini yaptığını, temizlik işlerini yaptığını ve ayrılırken kardeşi N.'nin apartmanda çalışmasını önerdiğini ve davacının eşi de kira karşılığında apartmanın işlerini yapmayı kabul ettiğini, N. Ş. kısmen dışarıda çalıştığını ve toplam günde sabahları bir saat apartmanın işlerini yaptığını, 10-15 günde bir merdiven temizliği ile akşamları çöp toplama işleri dışında yapılan işler için ayrıca ücret ödendiğini, son olarak ayda 100,00 YTL ödendiğini, bu durumun N.'nin öldüğü 28.12.2003 tarihine kadar devam ettiğini ve bu tarihten sonra bir başka yerde çalışan şahsa işlerin yaptırıldığını, ölümden 4-5 ay sonra oturduğu dairenin boşaltılmasının istendiğini, önceden olduğu gibi bu dönmede de davacı kapıcı olarak çalışmadığını, eşi ile de yapılan sözleşmenin kira akdi olduğunu, apartmanda kapıcı çalıştıracak kadar bir iş yoğunluğu bulunmadığını, ateşçi belgesi bulunmadığını, bir kimsenin iddia edilen sürede ücret almadan çalışması hayatın olağan şartlarına aykırı olduğunu, su aboneliğinin davacının eşi adına olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Davacının davalı apartman yönetimi işverenliği nezdinde 2.7.1994-14.2.2004 tarihleri arasında 9 yıl 7 ay 12 gün çalıştığı, davacının apartman nezdinde çöp alma, servis yapma, apartmanı temizleme ve bahçe işlerini yapmak sureti ile çalıştığı, davacının bu çalışmalarının yeminli tanık beyanları ile sabit olduğu, bu meyanda davacının ücretini her ne şekilde alırsa alsın (aylık ücret yada kira ödemeksizin kapıcı dairesinde oturmak gibi) veya almasın davacının belirtilen hizmetleri vermesinin hizmet akdi ile çalışmasını gösterdiği, davacının bu çalışmaları sırasında eşinin vefatından sonra sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği ancak fesih hususunda davalı işverenin haklı sebebe dayandığını ispat edemediği böylece davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının bu çalışmaları sırasında ücretlerinin ödendiği olgusunun işveren tarafından ispat edilemediği, davacının asgari ücret üzerinden hesap edilen ücret alacağının davalı işverenlikçe sağlanan barınma, elektrik ve su bedeli (asgari ücretin % 30'u) tenkis edildiğinde davacının belirtilen süreye ilişkin ödenmesi gereken ücretinin sabit olduğu, bu konudaki davanın sübut bulduğu, davacının çalışma süresi içerisinde yeminli tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere hafta tatillerinde çalıştığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, davacının çalışma süresi içerisinde toplam 134 gün yıllık izne hak kazandığı, bu yıllık iznin kullandırıldığı yada sözleşmenin feshinden sonra izin ücretine dönüşen ücretinin ödendiği olgusunun işveren tarafından ispat edilemediği anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabul ve kısmen reddine karar vermek gerekmiştir. gerekçesiyle isteklerin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı ile davalı arasında iş sözleşmesi bulunmadığı açıktır. Davacının eşinin abisi O.'ın ayrılışından sonra tavsiyesi ile davacının eşinin kapıcılık hizmetini yapmak üzere kapıcı dairesinde oturtulduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. 2.7.1994 tarihinde davacının eşi ailesi ile birlikte kapıcı dairesinde oturmaya devam etmiştir. Davalıya ait işyeri ondört daireli bir apartman olup, davacının eşinin aynı zamanda bir başka işyerinde sigortalı olarak çalışması, bu işyerinde kısmi çalışmaya engel değildir. Nitekim davacının eşinin 15.4.1995 yılında vermiş olduğu aile beyannamesinden, davacının eşine yapılan ödemeleri gösteren gider makbuzlarından, davacının eşinin ölümü üzerine makul bir süre geçtikten sonra kapıcı dairesinin boşaltılmasının istenmesinden ve davalı tanık beyanlarından davacının eşinin kapıcı olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Dosya içeriğine göre davacı da zaman zaman eşine yardımda bulunmuştur. Bu durumda taraflar arasında iş ilişkisinin varlığı kanıtlanabilmiş değildir. Davanın husumet yokluğu sebebiyle reddi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde isteklerin kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 12.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy