(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 32) (2822 S. K. m. 9)
Dava ve Karar: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, 2005 yılı izin ücreti, 2005 yılı Şubat ayı ayni yardım alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ö. F. Tüfek tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının davalı şirkette 1.2.2001 tarihinde şirket müşaviri olarak işe başladığını ve 3.2.2005 tarihinde iş sözleşmesinin davalı şirket tarafından İş Kanunu'nun 17. maddesine göre feshedildiğini, çalıştığı sürelerle ilgili olarak kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve 2005 yılı Şubat ayı ayni yardım alacağı bulunduğunu, 28.03.2006 tarihinde bir miktar ödeme yapıldığını, bu bedel mahsup edilince bakiye alacağının olduğunu iddia etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının iş sözleşmesinin fesih tarihi olan 28.3.2006'da davacıya yasal haklarının ödendiğini, şirketten herhangi bir alacağının olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davacının iş sözleşmesinin İş Kanunu 17. madde uyarınca işveren tarafından feshedildiği, bu fesih biçimine göre davacının ihbar ve kıdem tazminatına hak kazandığı, işverence yapılan ödemeler düşülünce davacının bakiye tazminat ve ücret alacağı olduğu kabul edilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyizedilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının kapsam dışı personel olup olmadığı ve işyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesinden yararlanıp yararlanamayacağı noktalarında toplanmaktadır.
Her ne kadar davacı sendika üyesiymiş gibi dava konusu alacaklar TİSe göre hesaplanmış ise de, davalı işveren davacının kapsam dışı personel olduğunu savunmuş olması karşısında bu savunma üzerinde durulmamış, davacının kapsam dışı olup olmadığı açıklığa kavuşturulmamıştır.
Bundan başka şayet davacı kapsam dışı personel değilise; dosya içerisinde davacının sendika üyelik belgesi olmadığı gibi, sendika üyelik aidatı veya dayanışma aidatı ödeyip ödemediği de belli değildir. 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunun 9. maddesinde toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasına üye olanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği kurala bağlanmıştır. Aynı hükme göre, imza tarihinde üye olanlar toplu iş sözleşmesinin yürürlüğe girdiği tarihten, imza tarihinden sona üye olanlar ise üyeliklerin taraf sendikası tarafından bildirildiği tarihten itibaren toplu iş sözleşmesinden yararlanırlar.
Yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesinden dayanışma aidatı ödenmesi koşuluyla yararlanma da, yasada ifadesini bulmuştur. Dayanışma aidatı ödeme suretiyle yararlanma talep tarihinden itibaren geçerlidir.
Mahkemece belirtilen hususlarda araştırma yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.11.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy