(818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 24)
Dava: Davacı, tazminat alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiş, davalı-karşı davacı maddi ve manevi tazminata karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davacının isteğinin reddine, karşı davanın ise kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı-karşı davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ.Polat tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı-karşı davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Birleştirilen davada davacı, 20.12.1980 tarihinden 20.12.1990 tarihine kadar bankanın Kasımpaşa şubesinde veznedar olarak çalıştığını, emniyeti suistimal özel evrakta sahtekarlık ve zimmetine para geçirme iddiaları ile suçlanarak işten çıkarıldığını hakkında C. Başsavcılığına, suç duyurusunda bulunulduğunu, bilahare hakkında dava açılıp ve C. Savcılığına suç duyurusunda bulunulduktan sonra banka müşterisi, A. D.'ün hesabının usulüne uygun olarak kapatıldığı gerekçesiyle, bu taleplerinden vazgeçtiklerini dolandırıcılık özel evrakta sahtecilik ve zimmetine para geçirme ile suçlandığını, bu isnatlarla işten çıkarılmış olması nedeniyle iş bulamadığını toplum tarafından dışlandığını, ileri sürerek manevi tazminatın hüküm altına alınmasını istemiştir.
Mahkemece, her ne kadar anayasal güvence altına alınan şikayet hakkının kullanılması başlı başına manevi tazminata hak kazandırmaz ise de somut olayın özelliği dikkate alındığında banka tarafından gerekli özen ve titizlik gösterilmeyerek banka mudisi A. D.'ün hesabındaki paranın davacı işçi tarafından zimmetine geçirildiği, hizmet nedeni ile emniyeti suistimal ve evrakta sahtecilik suçlarının işlendiği iddiasıyla C.Savcılığına şikayet edildiği, isnatlarda bulunulduğu, bilahare banka tarafından yapılan yeni tetkikte A. D.'ün hesabının usulüne uygun olduğu, paranın da banka müşterisi A. D.'e ödendiği belirlendiği, banka tarafından gerekli özen ve itina göstermeyerek davacı hakkında isnatta bulunulduğu, davacının şahsiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesi ile manevi tazminat isteği kısmen hüküm altına alınmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı işçinin manevi tazminatı gerektirecek şekilde kişilik haklarının ihlal olunup olunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın normatif dayanağı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesidir. Sözü edilen hükme göre: Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilecektir.
Taraflarca dosyaya sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde: Davalı-karşı davacı banka tarafından davacı işçi aleyhine C.Savcılığına iki eylemden dolayı isnadda bulunarak suç duyurusu yapılmış, anılan eylemler hakkında kamu davası açılmıştır. Her ne kadar eylemlerden biri hakkında davalı-karşı davacı bankanın suçsuzluğa ilişkin kabulü var ise de diğer eylem hakkında böyle bir kabul bulunmamaktadır.
Bir kişinin herhangi bir eylemden dolayı şikayet edilmesi, hakkında soruşturma yapılıp, Kamu davası açılması, yargılanması, onu kişisel değerlerinden olan onur ve saygınlığına zarar vereceği tartışmasızdır. Halbuki, tüm kişilerin kişilik hakları Borçlar Kanunu'nun 49 ve Medeni Kanun'un 24. maddeleri ile güvence altına alınmıştır. Diğer taraftan, kişinin şikayet etme hak ve özgürlüğü de Anayasanın hak arama özgürlüğü ile kişilik hakları karşı karşıya geldiğinde her davacıya ait kişilik hakkı ile davalının hak arama özgürlüğü çatıştığı durumlarda, şikayet hakkının kötüye kullanılıp kullanılmadığı yönü üzerinde durulmalıdır. Bu yön saptanırken de şikayete konu olan eylemin varlığına ilişkin, dolaylı ve zayıfta olsa emare olup olmadığının tespiti gerekir. Bu emarelerin mahkumiyeti gerektirecek güçte ve nitelikte olması gerekmez ise de, şikayet yapılırken bu olgular aşılmamış olmalıdır. İsteğin emare nedeniyle reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 29.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy