(4857 S. K. m. 20)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı
Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan ve yazılı bildirim yapılmadan 01.06.2007 tarihinde feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin 15.03.2007 tarihinde sona erdiğini, emekli olduğunu, davanın bir aylık süre içinde açılmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece tanık dinlenmeden dosya içindeki belgeler yeterli görülerek, davacının iş sözleşmesinin yazılı bildirim yapılmadan feshedildiği, haklı ve geçerli feshin kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler.
İşyerinde çalıştığını, kısaca çalışma olgusunu iddia eden işçi kanıtlayacaktır. İşyerindeki çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilir. İspat kayıtla olabileceği gibi, tanık dinlenerek de çalışma süresi belirlenebilir. İşyerinde geçen hizmetin özellikle işyerinde davacı ile birlikte çalışan bordro tanıkları, olmadığı takdirde komşu işyeri tanıkları dinlenerek açıklığa kavuşturulması gerekir.
Dosya içeriğine göre davacı işçi 01.06.2007 tarihine kadar çalıştığını ve bu tarihte iş sözleşmesinin feshedildiğini, davalı ise davacının 15.03.2007 tarihine kadar çalıştığını ve o tarihten sonra çalışması bulunmadığını, bu tarihe göre davanın bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını savunmuştur. SSK kaydına göre davacı 15.03.2007 tarihinde emekli olmuştur. Somut uyuşmazlıkta, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı konusunda davacının 15.03.2007 tarihinden sonra çalışma olgusunun varlığı önem kazanmaktadır. Mahkemece bu konuda özellikle ispat yükü kendisinde olan davacının delilleri toplanmadan karar verilmiştir. Bu konuda deliller toplanmalı, davacının 01.06.2007 tarihine kadar çalıştığı kanıtlandığı takdirde şimdiki gibi, aksi halde ise hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddine karar verilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.11.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy