(4857 S. K. m. 18, 19, 20)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi, davalı bankanın 30 yılını doldurması ve emekliliğine hak kazanması nedeni ile 14.02.2006 tarihinde önel vererek iş sözleşmesini feshettiğini, önel beklemeden 10.04.2006 tarihinde emekliliğini istediğini, emekli olduktan sonra, işverenin fesihle ilgili aldığı işletmesel kararın 20.06.2006 tarihinde iptal edildiğini, tekrar görevine başlatılması için başvurduğunu, ancak işe başlatılmadığını, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, 18.09.2006 tarihli dava dilekçesi ile feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davanın fesih bildirim tarihine göre bir aylık süre içinde açılmadığı gibi, davacının verilen önel içinde emekli olmak sureti ile iş sözleşmesini sona erdirdiğini, davacının işe iade isteyemeyeceğini davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin önel verilerek 30 yılını doldurması ve emekliliğe hak kazanması üzerine davalı işveren tarafından feshedildiği, davacının işverenin aldığı kararı uygulamaya koyması ve isteği üzerine önel bitmeden emeklilik dilekçesi verdiği, davacının fesih iradesinin bulunmadığı, davacıya emekliye ayrılma dışında bir alternatif bırakmadığı, ayrılamaya zorladığı, davalı işverenin emekliye ayırma kararını 20.06.2006 tarihinde iptal ettiği, halen aynı işyerinde davacı ile aynı şartlarda bulunan işçilerin çalışmasına devam ettiği, objektif bir uygulama yapılmadığı, eşitsizliğe yol açtığı, işverenin kötü niyetli olduğu, fesih nedenin iptal kararı ile ortadan kalktığı, davanın süresinde açılmadığı savunmasına itibar edilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinde işletmenin, işyerinin veya işin gerekleri kavramına yer verildiği halde, işletmesel karar kavramından söz edilmemiştir. İşveren amaç ve içeriğini belirlemekte serbest olduğu kararlar, yönetim hakkı kapsamında alabilir. Geniş anlamda, işletme, işyeri ile ilgili ve işin düzenlenmesi konusunda, bu kapsamda işçinin iş sözleşmesinin feshi dahil olmak üzere işverenin aldığı her türlü kararlar, işletmesel karardır.
İşletmesel karar söz konusu olduğunda, kararın yararlı ya da amaca uygun olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılamaz. Kısaca işletmesel kararlar yerindelik denetimine tabi tutulamaz. Uygulanan kararın daha sonra geri alınması veya iptal edilmesi, bu karar nedeni ile gerçekleştirilen işten çıkarmaların ve işlemlerin iptalini veya geri alınmasını gerektirmez.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açına süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır.
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Dosya içeriğine göre, davalı işveren 2005 yılında aldığı işletmesel karar ile 30 yılını dolduran ve emekliliğe hak kazanan işçilerin iş sözleşmelerinin feshedilmesine karar vermiş ve uygulamıştır. Bu karar doğrultusunda davacının iş sözleşmesi de önel verilerek 14.02.2006 tarihinde tebliğ edilen bildirim ile feshedilmiştir. Ancak davacı önel süresi dolmadan 10.04.2006 tarihinde emekliliğini istemiştir. Davalı işveren, 2005 yılında aldığı işletmesel kararı 20.06.2006 tarihinde uygulamaktan vazgeçmiştir. Davacı bu uygulamadan vazgeçilmesi nedeni ile tekrar işe başlatılması için 12.07.2006 tarihinde davalı işverene başvurmuş, ancak davalı işveren 19.07.2006 tarihli bildirim ile emekliye ayrıldığı, tekrar işe başlatılmasının mümkün olmadığını bildirmiştir.
Her şeyden önce davalı işverenin aldığı işletmesel kararı bir yıl sonra geri alması, yukarda açıklandığı gibi, bu karar nedeni ile işten çıkarmaları ve dolayısı ile yapılan fesihlerin de geri alınmasını ve iptalini gerektirmez. Feshin geçersizliği istemi ve işe iade 4857 sayılı İş Kanunumun 18 ve devamı maddeleri uyarınca yargısal denetime tabi olup, bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddi gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalı işveren tarafından fesih bildirimi önel verilerek 14.02.2006 tarihinde davacı işçiye tebliğ etmiştir. Bir aylık hak düşürücü süre içinde feshin geçersizliği isteminde bulunulmadığı gibi, davacı işverenin feshi sonuçlarını doğurmadan önce 10.04.2006 tarihinde emekli olmak sureti ile işten ayrılmış ve iş sözleşmesini bu şekilde kendisi feshetmiştir. İşveren fesih bildirimi yönünden dava süresinde olmadığı gibi, emekliye ayrılan ve bu iradesinin fesada uğratıldığını kanıtlamayan davacı işçinin kendi ayrıldığı ve feshin geçersizliği isteminde bulunamayacağı açıktır. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Hüküm: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararırım bozularak ortadan kaldırılmasına,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30.00 YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 500 YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 12.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy