(4721 S. K. m. 13, 14, 15)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, izin, kötüniyet tazminatı, kuyu kazılması, çevre düzenleme, bina, kat temizlik ve bakımının karşılığı ücret ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ö. F. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekili dava dilekçesinde davacının davalıya ait inşaat işyerinde Mayıs 1997 tarihinden itibaren 5 yıl işçi olarak, son bir yıl bekçi olarak toplam 6 yıl çalıştığını, çalışmalarının sigortaya bildirilmediğini, sigorta primlerinin ödenmediğini, 27.2.2003 tarihinde bu sebeple SSK'ya başvurduğunu, SSK'ya başvurmasından sonra hiçbir sebep gösterilmeden 15.7.2003 tarihinde iş akdinin feshedildiğini iddia ederek tazminat ve alacak isteklerinde bulunmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde kooperatifin, üyeleri için konut sağlamak için kurulduğunu, üye sayısınca konut yapılması için müteahhit ile anlaştığını, konutları kendisi yaptırmadığı için inşaat işinde çalıştırmak için işçi istihdam etmediğini ve şirket tarafından ocak 2000 tarihinde konutlar teslim edildikten sonra, kooperatifin bekçi olarak istihdam edilmek üzere davacıyı 10.01.2002 tarihinde işe aldığını ve 01.08.2002 tarihinde kendi isteği ile ayrıldıktan sonra 21.09.2002 tarihinde yeniden işe alındığını ve kendi isteği ile 30.06.2003 tarihinde işten ayrıldığını, ihbar ve kıdem tazminatlarının ödendiğini ve davacının 23.07.2002 tarihinde işvereni İbra ettiğini, önceye dayalı bir çalışmanın bulunmadığını ve bir alacağının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davalı işverenin sözleşmeyi kötü niyetle feshettiği olgusunun davacı tarafından ispat edilemediği, davacının yıllık izin ücreti, ihbar ve kıdem tazminatı talep etmesine rağmen bu talepleri hususunda ibraname imzaladığı, imzasını inkar ettiği, ibranamedeki imzanın kendisine ait olduğu olgusunun bilirkişi raporu ile sabit olduğu, davacının sözü edilen ibranameyi imzalar iken iradesini sakatlayan bir olay yada olguyu ileri sürmek sureti ile ispat edemediği, dolayısıyla yıllık izin ücreti, ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı açısından da davalı işverenin ibra edildiği anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının Medeni hakları kullanma ehliyetinin, temyiz kudretinin bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak imzalanan ibranamenin geçerli olup olmadığı ve davacının çalışma süresi konularında uyuşmazlık bulunmaktadır.
a) Dosya içerisinde bulunan öğrenim belgesinde davacının ilköğretim 1. sınıfa 6 yıl devam ettiği öğrenim çağı dışına çıkması nedeni ile velisinin isteği ile kaydının silindiği ve Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Raporunda ise ... dikkat az, hafıza zayıf, muhakeme zayıf, Affektivitesinde çocuksu davranışları gözleme göre az ve çocuksu .... yazılı olması karşısında davacının temyiz kudretine haiz olup olmadığı araştırılmalıdır.
Medeni kanun, Medeni hakları kullanma ehliyetini temyiz kudretinin (md.13) bulunması şartına bağlı kılmış, mümeyyiz olmayanın bu hakları kullanma yetkisinden yoksun olduğunu hükme bağlamış, (Md.14); temyiz kudretinden yoksun olan kişinin tasarrufunun hukuken sonuç doğurmayacağını (md.15) ifade etmiştir.
Ayırtım gücü, eylem ve işlem ehliyeti olarak da tarif edilen temyiz kudreti medeni kanun 13. Maddesinde yaşının küçüklüğü sebebiyle yahut akıl hastalığı veya akıl zayıflığı veya sarhoşluk ve bunlara benzer sebeplerden biriyle makul surette hareket etmek (iktidarından) mahrum olmayan her şahıs Kanunu Medenice mümeyyizdir denmek suretiyle tanımlanmış ayrıca, temyiz kudretini ortadan kaldıran önemli sebeplerden bazılarına değinilmiştir.
Belirtmek gerekir ki M.K.nun 15. maddesinde ifade edildiği üzere temyiz kudreti olmayan bir şahsın geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle muayyen istisnaların dışında yapacağı işlemlere bir sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz (Y.İ.B.K.11.6.1941 Tarih 4/21).
O halde ibranamedeki işlem tarihi itibarıyla davacının ehliyetli olup olmadığı yolunda bilirkişi raporu alınmalı ve sonucuna göre ibranamenin geçerli olup olmadığı davacının dava açma ehliyetine sahip olup olmadığı değerlendirilmeli, gerekirse kayyım tayin edilerek sonuca gidilmelidir.
b) Davacının çalışma süresinin tespiti açısından, davacı adına işe giriş bildirgeleri verilen işyerlerinin kayıtları SSK' dan getirtilerek, davalı kooperatif ile bu işyerlerinin ilgisinin ne olduğu belirlenip, gerekirse kooperatif ile yapılmış sözleşmeler varsa bu sözleşmelerde celp edilerek dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilmek sureti ile karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.11.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy