(5521 S. K. m. 1) (818 S. K. m. 60, 125, 321) (YHGK. 07.07.2010 T. 2010/9-328 E. 2010/370 K.)
Dava: Davacı, davalılarca verilen zararın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Göktaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalı şirket, davalı Ömer Bilgin'in genel müdür, davalı F. Yasemin Özkeskici'nin ise genel müdür yardımcısı olarak görev yaptıkları sırada ihale ile verilmiş bir iş konusunda müteahhit firma ile ilgili işlemleri usulüne uygun yapmamaları ve sözleşmeyi haksız olarak feshetmeleri nedeni ile müteahhidin açtığı dava sonunda ödemek zorunda kaldıkları tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalılar idari yargının görevli olduğunu, davanın haksız olduğunu ve zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece davacı şirketin müteahhide yapılan ödeme tarihi itibariyle fiil ve failden haberdar olduğunu, ödemenin yapıldığı tarih itibariyle Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde belirtilen 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık mahkemenin görevli olup olmadığı, davalıların zarardan sorumluluklarının bulunup bulunmadığı ve nihayet davacı şirketin tazminat talep hakkının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktalarında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın normatif dayanakları 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi, Borçlar Kanunu'nun 60, 125 ve 321. maddeleridir.
Dosya içeriğine göre Uyuşmazlık Mahkemesinin 2.7.2007 tarih ve 91-135 sayılı kararı ile davanın çözüm yerinin Adli Yargı olduğuna ve Ankara 10. İş Mahkemesince verilen 25.10.2004 gün ve 2001/373-2004/852 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakla görev konusundaki uyuşmazlığın çözümlenmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu'nun 321. maddesine göre İşçi, taahhüt ettiği şeyi ihtimam ile ifaya mecburdur. Kasıt veya ihmal ve dikkatsizlik ile iş sahibine iras ettiği zarardan mesuldür. Davacı şirket ile davalılar arasında zarara neden olay tarihi itibariyle iş ilişkisi mevcut olup, dava sözleşmeye aykırı davranışa dayandığından Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin göz önünde bulundurulması gerekir. Sözü edilen hüküm, Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir kuralını öngörmüştür. Bu durumda davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı süresinin geçtiğinden söz edilemez. Kaldı ki, davacı kamu tüzel kişisi olup, bu tür tüzel kişiliklerde zamanaşımı süresi, o kuruluşun dava açmaya emir vermeye yetkili organının zarar ve sorumluluğu öğrendiği tarihten itibaren başlar. İnceleme konusu olayda, davacı şirketin Teftiş Kurulu Başkanlığınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 31.10.2000 tarih ve 4 sayılı rapor dava açmaya emir vermeye yetkili Genel Müdüre 6.11.2000 tarihli yazı ile bildirilmiştir. Bu durumda zamanaşımı süresinin belirtilen tarihten itibaren işletilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının kusur oranlarını belirleyen bilirkişi raporu değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken ödeme tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy