(4857 S. K. m. 24)
Dava: Davacı, manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı
Davacının iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II.b maddesi uyarınca haklı nedenle fesheden ve kıdem tazminatı ödenen davacı işçi, davalı işverenin ve işyerinde çalışan diğer davalı işveren çalışanlarının işyerinde çalışan bayanlara tacizde bulunduğunu iddia ederek, kişilik haklarına saldırdığını belirterek, manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece verilen ilk karar Dairemizin 18.04.2007 gün ve 2006/26507-11276 sayılı ilamı ile "Manevi tazminata konu olan olayla ilgili iki tanık bulunduğu, tanıklardan birinin dinlendiği, HUMK.'un 175. maddesi gereğince diğer tanığın da dinlenerek somut olayın manevi tazminatı gerektirecek nitelikte başka bir anlatımla kişilik haklarına bir saldırı olup olmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerektiği, öte yandan zamanaşımı süresinin de geçirilmediği, eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğu" gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada, davacı tarafın bildirdiği ve ancak daha sonra dinlenmesinden vazgeçtiği tanıktan bu durumu belirtilerek, manevi tazminat istemi ile ilgili davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davalı işveren davacının görev yerini iki bayan işçinin dilekçesi üzerine değiştirdiğini, soruşturma sonucu bayan işçilere tacizde bulunduğunu belirttiği, davacının ise bu iddianın kişilik haklarına saldırı olduğunu, bu şartlarda çalışmayacağını, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, bunun üzerine davacıya işveren tarafından kıdem tazminatının ödendiği anlaşılmaktadır.
Bu bayan işçilerden P. C. dinlenirken, diğer dilekçe veren tanık S. K. ise dinlenmemiştir. Bozma kararında dinlenmesi istenilen tanık S. K.'dır. Mahkemece adı geçen tanık dinlenmeden ve bozma gereği yerine getirilmeden karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.09.2008 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy