(4857 S. K. m. 41, 53, 57) (1475 S. K. m. 50)
Dava: Davacı, yıllık izin ücreti ile fazla çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş. Çil tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi işyerinde mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönemde izin kullandırılmadığını ileri sürerek yıllık izin ücreti isteğinde bulunmuş, mahkemece isteğin kabulüne dair karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili, geçici işçi olarak çalışılan süre için izin ücreti istenemeyeceği ve toplu iş sözleşmesine göre hesaplama yapılamayacağı noktalarından temyiz etmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 53/3. maddesi uyarınca, mevsimlik işlerde yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanmaz. Bir başka anlatımla, mevsimlik işçi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak, yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz. Aynı yönde 1475 sayılı İş Kanununun 50/5. maddesinde de yer almıştır. Bununla birlikte İş Kanununun mevsimlik iş ilişkisinde yıllık ücretli izin hakkının olmadığına dair kural, nispi emredici niteliktedir. İşçi lehine bireysel iş sözleşmesi ya da toplu iş sözleşmesi ile mevsimlik iş için de yıllık ücretli izin hakkı tanınması mümkündür.
Bir işyerinde başlangıçta mevsimlik olarak çalıştırılan ve daha sonra devamlılık arz eden işte çalıştırılan işçinin, mevsimlik dönemdeki çalışması kıdeminde dikkate alınmasına rağmen, yıllık ücretli iznin hesabında dikkate alınmaz. Ancak bu olgu için işçinin mevsimlik çalıştığı belirtilen dönemde yapılan işin gerçekten mevsime bağlı olarak yapılması gerekir. Yapılan iş mevsimlik olmayıp, işçi aralıklı olarak çalıştırılmış ise, mevsimlik işten söz edilemeyeceğinden, bu sürenin de izin hesabında dikkate alınması gerekir.
Somut olayda davacı işçinin daha önceleri bazı yıllarda bir yılın çok altında çalışmalarının olduğu ve belli bir dönemden sonra aralıksız çalıştırıldığı dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda Sosyal Sigortalar Kurumu kayıtlarında görünen ve bir yılın çok altında çalışılan dönemlerde çalışmaların mevsimlik iş olup olmadığının tespitinin önemi vardır. Bu çalışmaların belli bir mevsimle sınırlı olduğu ve her yıl aynı dönemlerde çalışıldığının tespiti halinde davacının bir dönem mevsimlik iş ilişkisi kapsamında çalıştığı kabul edilmeli ve belirtilen dönem için 1475 sayılı yasa ile 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca yıllık izin hesabı yapılmamalıdır. Ancak, toplu iş sözleşmesinde mevsimlik işler için dahi izin hakkı tanınmışsa, belirtilen esaslar dahilinde hesaplamaya gidilmelidir.
Bununla birlikte davacının belli bir mevsime bağlı olmaksızın yılın farklı dönemlerinde aralıklı olarak çalıştığının belirlenmesi halinde, şimdiki gibi hizmet süreleri toplanarak yıllık izin hesabı yapılmalıdır.
Mahkemece, istek konusu dönemde uygulanan toplu iş sözleşmelerinin tamamı getirtilmeli ve davacı işçinin sendika üyeliğinin işverene bildirildiği tarih de belirlenerek hak kazanması durumunda izin ücreti hesabı noktasında anılan toplu iş sözleşmesi hükümleri de değerlendirilmeli, gerekirse bilirkişiden ek hesap raporu alınarak sonuca gidilmelidir. Eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.07.2008 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy