(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 8, 17, 32, 46, 47, 57) (818 S. K. m. 313)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, izin ücreti, hafta ve genel tatil ile fazla mesai alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı; davalıya ait lokanta işyerinde 01.10.1988-05.11.2006 tarihleri arası otopark bekçiliği ve kaloriferin yakım işlerini yaptığını, işveren tarafından haksız yere iş sözleşmesinin fesih edildiğini, çalıştığı günden itibaren kendisine hiç ücret ödenmediğini belirterek; kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı; davacı ile aralarında hizmet akdi bulunmadığını, davacının ücret almaksızın işyerinde bulunan tuvaletlerin temizliğini ve bekçiliğini yaptığını, müşteriler tarafından verilen bahşiş adı verilen para ile bu işleri yaptığını, davacının geçimini bu yolla sağladığını, hiçbir alacağının bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece; savunmaya değer verilerek taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 8. maddesinde, İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir tanımlaması yapılmıştır. Belirtmek gerekirse, 4857 sayılı İş Kanununda Hizmet akdi sözcüğü terkedilmiş, yerine İş sözleşmesi ifadesi kullanılmıştır.
Hizmet sözleşmesinin, Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeği ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeyi taahhüt eder şeklindeki tanımı Borçlar Kanunu'nun 313/1. maddesinde yapılmıştır. Bu tanımda sadece hizmet ve ücret unsurları belirginken, 4857 sayılı yeni İş Kanununda, daha önce Anayasa Mahkemesi ve öğretinin de kabul ettiği gibi bağımlılık unsuruna da yer verilmiştir.
Bağımlılık, iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasında temel bir ilke olup, bu unsur, hizmetini işverenin gözetimi ve yönetimi altında yapmayı ifade eder. Ne var ki, iş hukukunun dinamik yapısı, ortaya çıkan atipik iş ilişkileri, yeni istihdam modelleri, bu unsurun ele alınmasında her somut olayın niteliğinin göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır.
Zaman unsurundan amaç; bir kimsenin günlük belirli bir zaman dilimi içerisinde iş gücünü bir işveren emrine tahsis etmesidir.
Yukarıda değinildiği üzere; ücret, BK m. 313 anlamında hizmet akdini oluşturan unsurlardandır. Görülen iş karşılığı işverenin belli bir zaman dilimi için ödemiş olduğu bedel, ücret unsurunu oluşturur. İş hukukunda ücret değişik şekillerde ödenebilir. Bu ödeme şekillerinden biride bahşiş usulüdür. Diğer yandan ücret işveren dışında üçüncü şahıslarca da ödenebilir.
Sonuç itibariyle, iş sözleşmesini karakterize eden unsurlar, zaman, bağımlılık ve ücret olarak sıralanmaktadır. Ve ücret unsurunun yokluğu durumunda çalışma ya vekalet sözleşmesine, ya da bir sözleşme ilişkisi bulunmaksızın hatır, yardım, dayanışma, arkadaşlık gibi bir nedene dayanmaktadır.
Dosya içeriğinden; davacının davalıya ait işyerinde otopark bekçiliği ve kaloriferin yakılması işini yaptığı, karşılığında ücret olarak müşterilerden bahşiş aldığı anlaşılmaktadır.
Somut bu hukuki olgulara göre davacı belirli bir süre içinde davalı işverenin denetimi ve gözetimi altında, müşterilerden alınan bahşiş karşılığında işverene bağlı olarak iş görmüştür. İş sözleşmesinin unsurları olan zaman, bağımlılık ve ücret koşulları gerçekleşmiştir. Davacı, işçi ve davalı ise, işveren konumunda olup, uyuşmazlık iş sözleşmesinden kaynaklandığından yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. İşin esasına girilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy