(4857 S. K. m. 120) (1475 S. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin, kötüniyet tazminatı, hafta tatili, genel tatil alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı
1 - Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Davacı vekili, davacının davalı iş yerinde 1.6.2000-28.7.2006 tarihleri arasında bir dönem ilaçlama işinde sonrasında ise zabıta ve şoför olarak görev yaptığını iş akdinin işverence haksız olarak feshedildiğini belirterek kıdem, ihbar, kötüniyet tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece akdin istifayla sona erdiği belirterek davanın kısmen kabul kısmen reddiyle davacının yıllık izin talebi dışındaki taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin işçi tarafından muvazzaf askerlik sebebiyle feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem tazminatı hakkının doğup doğmadığı noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 120. maddesi yollamasıyla yürürlükte olan 1475 sayılı yasanın 14 üncü maddesinin 3. bendinde işçinin muvazzaf askerlik hizmeti sebebiyle iş sözleşmesini feshinde kıdem tazminatı talep hakkı doğar. Muvazzaf askerlik hizmeti, 20 yaşını doldurmuş olan her erkek Türk vatandaşının zorunlu biçimde yapması gerekin bir vatandaşlık ödevidir.
İşçinin muvazzaf askerlik ödevi dışında manevra veya herhangi bir nedenle silahaltına alınması hali ise İş Kanununun 31 inci maddesinde düzenlenmiş olup, bu durum, 1475 Sayılı Yasanın 14/3. bentte yer almadığından işçinin kıdem hakkı bulunmamaktadır. İki ay ya da en çok doksan gün süreyle işçinin iş sözleşmesi askıda olduğundan bu süre içinde bir fesihten söz edilemez. Ancak, muvazzaf askerlik ödevi dışında manevra veya bir başka nedenle silahaltına alınma halinde süre bu iki ayı (veya işçinin çalıştığı her yıl için 2 gün eklendiğinde en çok doksan günü) geçerse, Kanunun 31 inci maddesi hükmü uyarınca işverence feshedilmiş sayılır. Söz konusu fesih, 25/II bent uyarınca fesih sayılamayacağından, 1475 sayılı yasanın 14 üncü maddesi hükümleri uyarınca bu halde de kıdem tazminatı ödenmelidir.
İşçinin muvazzaf askerlik sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için feshin gerçekten askerlik nedenine dayanması gerekir. Ayrıldıktan sonra bir başka işyerinde çalışan işçinin muvazzaf askerlik sebebiyle ayrıldığı düşünülemez. İşçinin muvazzaf askerlik celp döneminden makul bir süre önce ayrılması da mümkün görülmelidir.
İşçinin muvazzaf askerlik sebebiyle iş sözleşmesini feshinde ihbar öneli tanınmasına da gerek yoktur.
Dosya kapsamına göre; davacının davalı Belediyede üç ayrı dönem halinde çalışması bulunmakta olup bu dönemlerden ilki 1.6.2000-14.8.2001 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Söz konusu dönem çalışması davacının özel nedenleri dolayısıyla iş akdini sona erdirmek isteğiyle verdiği dilekçeyle sona ermiştir. Davacıya ait terhis belgesinden 21.8.2001 tarihi itibariyle askerlik hizmetine başladığı ve davacının işten ayrılmak için verdiği dilekçede belirttiği özel nedenin ise davacının askere gitmesi olduğu anlaşılmakla anılan dönem bakımından kıdem tazminatına hükmedilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy