(4857 S. K. m. 18, 25)
Dava: Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının işçi ücretlerinin dağıtımı sırasında yaklaşık 50.000,-TL civarında parayı zimmetine geçirerek güveni kötüye kullanması nedeniyle iş sözleşmesinin, İş Kanunu'nun 25/II-e maddesi uyarınca feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece alınan 3 kişilik bilirkişi raporuna itibar edilerek işyerinde avans uygulamasının olduğu ve buna ilişkin çok sayıda kasa tediye fişi mevcut olduğu, ancak bunun bordrolara yansıtılmadığı, kasa hareketlerine yönelik eksikliğin bulunduğu, davacıdan başka kimi zaman maaştan avans kimi zaman da avans ödemelerinin olduğunu, davacının zimmetine para geçirdiğinin kanıtlanmadığı, zimmetine para geçirdiği konusunda Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulmadığı, feshin haklı nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından, kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerle, iş ilişkisinin sürdürülmesini işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, her şeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin· ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığını da bu bağlamda incelemelidir. Daha sonra ise; işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. işçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali nedeniyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.
İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile yasal düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin kusurlu olarak (kasten veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arz edebileceği olumsuzluklara ilişkin yapılan tahmini teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükler, değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür.
Yan yükümlere itaat borcu, günümüzde dürüstlük kuralından çıkarılmaktadır. Buna göre, iş görme edimi dürüstlük kuralının gerektirdiği şekilde ifa edilmelidir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar. (Dairemizin 28.04.2008 gün ve 2007/34009 Esas, 2008/10347 Karar sayılı ilamı)
Davalı işyerinde idare amiri ünvanı ile çalışan işçinin işyerinde işçilere yapılan avans ödemesi ile ilgili organizasyonu da yürüttüğünden söz edilerek, işçilere avans ödemesi yapmak için kasa tediye fişleri ile kasa sorumlusundan aldığı avans ödemelerini avans talep eden işçilere ödediği ve maaş ödeme zamanında maaşları dağıtan personel sorumlusundan avans verdiği miktarları kasaya iade etmek üzere geri aldığı ve bunların bir kısmını kasaya iade etmeyerek zimmetinde tuttuğu gerekçesi ile iş sözleşmesi, iş Kanunu'nun 25/II. maddesi uyarınca feshedilmiştir.
Davacı ücret ve avans ödemelerini personel müdürünün yaptığını, bu nedenle sorumlu olmadığını ileri sürmüştür. Davalı tanıkları davacının kasadan para alıp avans ödemesi yaptığını belirterek işçilerin ücretlerinden yapılan kesintiyi kendisinin aldığı ve parayı zimmetinde tuttuğunu açıklamışlarsa da bilirkişilerce avans uygulamasına ilişkin çok sayıda kasa tediye fişi mevcut olduğu, ancak bunun bordrolara yansıtılmadığı, kasa hareketlerine yönelik eksikliğin bulunduğu, davacıdan başka kimi zaman maaştan avans kimi zaman da avanstan avans ödemelerinin olduğu tespit edilmiştir. Kasadan bir takım ödemelerin yapıldığı belirtildiğine göre bu konuda kasa sorumlusunun bilgisi uyuşmazlığın çözümü bakımından önem arz etmektedir. Konunun tereddüde yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması için kasa sorumlusunun da dinlenerek dosya içeriği ile birlikte yeniden değerlendirme yapılmalı ve sonucuna göre feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı belirlenmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMAASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy