(4857 S. K. m. 46, 63) (2429 S. K. m. 3)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, hafta tatili alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflara avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Ünal tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 46. maddesinde işçinin, tatil gününden önce aynı yasanın 63. maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla yedi günlük zaman dilimi içinde 24 saat dinlenme hakkının bulunduğu açıklanmıştır. İşçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46. maddenin 2. fıkrasında ifade edilmiştir.
Hafta tatili izni kesintisiz en az 24 saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez.
Ayrıca, hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin 24 saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3. maddesine göre hafta tatili Pazar günüdür Kural bu şekilde olmakla birlikte, işçiye Pazar günü dışında hafta tatili izni kullandırılması mümkündür.
Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.
Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir.
İmzalı ücret bordrolarında hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin hafta tatili alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, hafta tatili çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olanın dışında hafta tatillerinde çalışmaların yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, hafta tatili ücretlerinin tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde hafta tatili çalışması yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Hafta tatili çalışmamalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Hafta tatilli çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Dairemizce son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, hafta tatili çalışmasının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda davacı, davalı işyerinde bölge satış sorumlusu olarak çalıştığını, şirketin ürünlerinin tanıtım ve pazarlanması işlerinde görevli olarak şehir dışına tanıtım, fuar ve organizasyonlarına gönderildiğini, bu şekilde şehir dışı çalışmalarında yılda ortalama 10 hafta sonu tatilini kullanmayarak hafta sonu tatilinde çalıştığını, çalıştığı hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek hafta tatili ücret alacağı istemiştir.
Davalı işveren, davacının varsa hafta tatili çalışmasının ücretinin ödendiğini, hafta tatili ücreti alacağı bulunmadığını savunmuştur. İşveren dosyaya, hafta tatili ücretlerini ödediğine dair imzalı belge ibraz etmemiştir.
Davacı, 21.11.2007 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde: Davalı işverenin ibraz ettiği belgeler arasında bulunan görevlendirme kağıtlarından da şehir dışı görevlendirmelerde hafta sonu tatilinde çalıştığının anlaşıldığı beyan etmiştir. Gerçekten de işverenin ibraz ettiği belgeler içerisinde bulunan işveren yetkililerinin onayı bulunan imzalı görevlendirme belgelerinde gösterilen tarihlere rastgelen hafta tatillerinde de görevli olduğu ve bu hafta tatillerinde çalıştığı anlaşılmaktadır.
Davacının itirazı üzerine alınan 15.01.2008 tarihli ek bilirkişi raporunda: İşyeri belgeleri arasında bulunan bu görevlendirme kağıtlarına itibar edilerek davacının çalıştığı anlaşılan hafta tatilleri için hafta tatili ücret alacağı hesaplanmıştır. Davalının, bu ek rapora açık bir itirazı olmamıştır.
Davacının hafta tatili alacağı hakkında anılan ek rapor, mahkemece bir değerlendirmeye tabi tutularak ve davacının dava dilekçesinde; yılda ortalama 10 hafta tatilinde çalıştığına dair beyanı taleple bağlık kuralı gereğince de göz önünde tutularak hafta tatili alacağı hakkında bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde bu isteğin reddedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy