(4857 S. K. m. 25, 26) (818 S. K. m. 325) (YHGK 02.02.2011 T. 2010/9-666 E. 2011/18 K.)
Dava: Taraflar arasındaki, manevi tazminat ile bakiye süre ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzere dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.11.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davacı adına vekili geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan vekilin sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup, düşünüldü:
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacı işçi açmış olduğu bu davada, belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce ve haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini, işyerine alınmayarak öğrenciler huzurunda küçük düşürüldüğünü ileri sürerek bakiye süre ücreti ile manevi tazminat isteklerinde bulunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Karar süresi içinde davacı taraf temyiz etmiştir.
Davacı, Milli Eğitim Bakanlığı'na ait resmi okullarda öğretmen olarak görev yapmış ve emekli olduktan sonra davalı özel eğitim kurumunda sınıf öğretmeni olarak çalışmaya başlamıştır. Taraflar arasındaki sözleşme 01.09.2005 tarihli olup 1 yıl sürelidir. Davalı işveren 23.11.2005 tarihinde, davacının mesai arkadaşlarını rencide eden davranışlarda bulunduğu, kurumun belirlediği kurallara uymadığı, yapmakla yükümlü olduğu görevleri uyarılara rağmen yerine getirmediği, öğrencilere sorumluluklar yükleyerek velilerin tepkisine neden olduğu gibi gerekçelerle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/2-(h) bendi hükmüne dayanılmak suretiyle feshedilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı işçi davalı şirkete ait özel ilköğretim okulunda sınıf öğretmeni olarak bir süre görev yapmış ve 27.10.2005 tarihinde öğrenci iletişim defterine veliye hitaben yazmış olduğu yazıda 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için panoya asılmak üzere resim ve şiir getirilmesini istemiş, yine öğretmenler günü konulu şiir, resim veya kompozisyonunun gönderilmesi bildirilmiştir. Konuyla ilgili olarak bir veli tepki göstermiş ve istenilenin, öğrencilerin seviyesinin üzerinde olduğu belirtilmiştir. Davacının ilköğretim 1. sınıf öğretmeni olduğu anlaşılmakta ise de, talep edilenlerin bir zorunluluk olmadığı ve panoya asılmak üzere resim ve şiir getirilmesinin 1. sınıf öğrencisinin sorumluluğunun üzerinde olmadığı ve sözü edilen dokümanlara çağımız iletişim ve bilgisayar teknolojisinde kolaylıkla ulaşabileceği dikkate alındığında açıklanan eylemin davacının iş sözleşmesinin feshini gerektirecek ağırlıkta olmadığı sonucuna varılmalıdır.
Fesih yazısında açıkça yazılı olmasa da, davacı ile müdür yardımcısı konumunda davalı tanığı arasında zaman zaman öğrencilerle ilgili olarak tartışmaların yaşanmış olması 4857 sayılı İş Kanunu'nda sözü edilen haklı fesih nedenleri arasında değildir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, işverence tutanağa bağlanan bazı hususlar yönünden 4857 Sayılı Yasa'nın 26. maddesinde öngörülen 6 iş günlük hak düşürücü süre de geçmiştir.
Son olarak davacı işçi yönünden tutanağa bağlanan husus, bir arkadaşı ile tartışan öğrencinin Müdür Yardımcısı odasından öğretmen tarafından alınarak sınıfına götürülmesi olayı olup, burada da işçinin sözleşmesinin haklı olarak feshini gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Sözü edilen eylemler için davacıya imzalatılan İşyeri Personel Yönetmeliği'nin 54.2. maddesinin (e) bendi uyarınca kınama cezası verilmesi ile yetinilmesi gerekirken fesih yoluna gidilmesi ağır bir sonuçtur.
İşyeri Personel Yönetmeliği'nin 54.3. maddesinde işten çıkarma nedenleri sıralanmış olup davacı işçiye isnat edilen fillerin hiçbiri haklı fesih nedenleri arasında gösterilmemiştir.
Yine fesih yazısında davacı işçinin yapmakla yükümlü olduğu görevleri hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar ettiği bildirilse de, bu yönde görevlerinin hatırlatıldığı ve yapmamakta ısrar ettiğine dair bir delil de sunula bilmiş değildir.
Açıklanan nedenlerle davacının iş sözleşmesinin davalı işverence haklı bir neden olmaksızın feshedildiği sonucuna varılmalı ve davaya konu bakiye süreye ait ücret isteği bakımından hesaplama yapılarak Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi uyarınca inceleme ve değerlendirme yapılarak bir karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, Davacı yararına takdir edilen 625,00. TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10.11.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy