(4857 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 161)
Dava: Taraflar arasındaki, bakiye süreye ait ücret alacağı ve cezai şart alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.11.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat Özgü Yıldırım ile karşı taraf adına Avukat Sinem Karataş geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi Ş.Çil tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işveren, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olan Selase Sansar ile aralarında 1.11.2006 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli iş sözleşmesi imzalandığını, davalının belirtilen günde işyerinde işe başlamadığını, 21. maddesine göre sözleşme süresine ait ücret ile cezai şart ödemesi gerektiğini ileri sürerek sözleşme süresine karşılık gelen ücretler ile cezai şartın ödetilmesi isteğinde bulunmuştur. İş sözleşmesinde işgören olarak Sansar Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketi de gösterilmiş, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesinden her iki şirketin birlikte sorumlu oldukları açıklanmıştır. Bu nedenle işverence açılan davada Sansar Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketi de davalı olarak gösterilmiştir.
Davalılar savunmalarında, işçinin ancak bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi olabileceğini, şirketin işgören olarak değerlendirilemeyeceği ve iş sözleşmesinin kurulmadığından bahsile davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasında iş sözleşmesi düzenlenmiş olsa da fiili olarak hizmet vermeye başlanılmadığı için sözleşmedeki şartların oluşmadığı, sözleşmeden cayma durumuna özgü dönme cezası öngörülmediği bu nedenle davanın koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle isteklerin reddine karar verilmiştir.
Kararı süresi içinde davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı işveren ile davalılardan Selase Sansar arasında iş ilişkisi kurulmuş durumdadır. Davalı işçi işe başlaması gereken günde işyerine gitmemiştir. Davacı işveren işçinin işe gelmediği günler için tutanak düzenlemiş ve işe başlaması yönünde ihtarname göndermiştir. Davalı işçinin buna rağmen işyerinde işe başlamadığı dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde işçi, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi olarak ifade edilmiştir. Bu nedenle iş sözleşmesinde işgören olarak bir şirketin gösterilmesi İş Kanunu'na aykırı olup davalı Sansar Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketi ile davacı şirket arasında iş ilişkisinin varlığından söz edilemez. Bununla birlikte iş sözleşmesinin 26. maddesinde işgören hekim ile davalı şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları hükme bağlanmış olmakla, uyuşmazlığın, aynı hukuki sebebe bağlı olarak doğduğu borçlarda ihtisas mahkemesi konumunda olan iş mahkemesinde çözümü gerekir. Her ne kadar davacı işveren ile davalı şirket arasında iş ilişkisi olmasa da, işçinin ödemesi gereken cezai şartı sözleşme gereği üstlenmiş olan şirket de sorumlu tutulmalıdır.
Taraflar arasında düzenlenmiş olan iş sözleşmesinin 21. maddesinde, işçinin iş sözleşmesini tek taraflı olarak feshetmesi halinde çalışılmayan süreye ait ücretlerin yanında, 1 yıllık hakediş tutarında tazminatın da ödeneceği hükme bağlamıştır. İşverence sözleşmenin tek taraflı olarak feshi halinde de aynı tazminatın ödeneceği sözleşmede öngörülmüştür. Somut olayda iş sözleşmesinin kurulduğu halde işçinin işe başlamamak suretiyle sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği tartışmasızdır.
Bu durumda sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin işverene ödenmesi mümkün değilse de, karşılıklı olarak kararlaştırılan cezai şart kuralı gereği davalılar cezai şarttan sorumludur. Mahkemece iş sözleşmesinde 1 yıllık hak ediş tutarı olarak kararlaştırılmış olan cezai şarttan Borçlar Kanunu'nun 161/son maddesi uyarınca indirime gidilerek istekle ilgili bir karar verilmesi gerekirken, sözleşmeden cayma durumuna özgü bir tazminatın sözleşmede kararlaştırılmamış olması sebebiyle davanın reddi hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 625.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.11.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy