(4721 S. K. m. 2) (2821 S. K. m. 31) (4857 S. K. m. 18, 19, 20, 21)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. Bostancı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan, sendikal nedenle işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, işyerinde hammadde azlığı ve ekonomik nedenlerle mevsimlik işçilerin işe başlatılamadığını, iş sözleşmesinin feshi gibi bir durumun söz konusu olmayıp iş sözleşmelerinin askıda olduğunu, sendikal nedenle ilgili olumsuz bir uygulamanın olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davalı tarafça, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı gerekçesi ile davacının işe iadesine, feshin sendikal nedenle yapılması nedeniyle, davacının 1 yıllık ücreti tutarında, işe başlatmama tazminatına hükmedilmiştir.
Hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
İşverene tanınan fesih hakkının sınırları ve çerçevesi iş güvencesi kavramı ile çizilmiştir. İş güvencesi, isçinin feshe karşı korunması kapsamında yer alan, işçinin işini korumak amacıyla işverenin fesih hakkını sınırlayan ve sadece işçinin kullanabileceği, tek taraflı haklardan oluşan, işverenin keyfi olarak fesih hakkını kullanmasına karşı getirilen bir iş hukuku kurumudur. İş güvencesi kavramına, işverenin iş sözleşmesini fesih hakkına ya da işçiyi işten çıkarma yetkisine bazı sınırlamalar tanıması, biçiminde bir anlam kazandırılmıştır. Esas ve öz olarak, işverenin işçileri keyfi bir biçimde işten çıkarması, engellenmek istenmiştir. Şu halde iş güvencesinin en önemli unsur ve amaçlarından birisi, keyfi işten çıkarmaları önlemektir. Böyle bir amaca ise, işverenin işçiyi işten çıkartırken yasanın öngördüğü geçerli bir nedene dayanması koşulu ve bu nedenin yargıç tarafından denetimi ile ulaşılabilir. Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca, Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Hakkın kötüye kullanılması, kişinin hakkını objektif iyiniyet kurallarına aykırı biçimde kullanması olarak tanımlanmaktadır.
Dosya içeriğinden, davacının iş sözleşmesinin, işletme gerekleri nedeniyle, davalı tarafça feshedildiği ve yazılı fesih bildiriminin bulunmayıpşekil şartına uyulmadığı anlaşıldığından, mahkemece, feshin geçersizliğine karar verilmesi isabetlidir.
Davacının, feshin sendikal nedenle yapıldığını belirterek sendikal tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Tazminat isteğine dayanak yapılan Sendikalar Kanununun 31/6. maddesine göre Sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerden dolayı hizmet akdinin feshi halinde, İş Kanununun 18, 19, 20 ve 21 inci madde hükümleri uygulanır. Ancak, İş Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ödenecek tazminat işçinin bir yıllık ücret tutarından az olamaz. Keza aynı maddenin 7.fıkrasında da İş Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, aynı Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçinin sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerden dolayı hizmet akdinin feshi iddiası ile açacağı davada, ispatyükümlülüğü işverende olmak üzere 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun genel hükümleri uygulanır. İşçiye ödenecek tazminat miktarı için, altıncı fıkra hükmü esas alınır.
Mahkemece, davalı tarafça yapılan feshin, sendikal nedenle gerçekleştirildiği kabul edilerek bu doğrultuda karar verilmişse de yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Öncelikle, işyeri kayıtları getirtilerek, feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığı araştırılmalı, ardından, bu konuda, dava konusu işyerinde, fesih tarihi itibari ile çalışanlardan kaç işçinin sendika üyesi olduğu, kaçının üyelikten çekildiği, üyelikten çekilip de çalıştırılan işçi olup olmadığı, çıkarılan üye işçilerin sayısının sendikanın toplu iş sözleşme yapma yetkisini etkileyip etkilemediği, kaç işçinin iş sözleşmesinin feshedildiği ve işten çıkarılanların tamamının sendika üyesi olup olmadığı, halen işyerinde çalışan sendikalı işçi bulunup bulunmadığı hususları açık ve net bir şekilde belirlenerek sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy