(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 41, 57) (5393 S. K. m. 49) (2821 S. K. m. 31)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, izin, ikramiye, fazla çalışma, kurbanlık ve elbise yardımı, sendikal tazminat alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi C. Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacı, iş sözleşmesinin davalı tarafça sendikal nedenle haksız olarak feshedildiğini belirterek kıdem, ihbar, izin, ikramiye, fazla çalışma, kurban ve giyim yardımı alacağı talebinde bulunmuştur.
Davalı, davacının geçici işçi olarak çalıştığını. Belediye Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin feshedildiği, yapılan feshin sendikal nedenle olmadığını, davacının kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının sendikal nedenle işten çıkartılmadığından sendikal tazminata hak kazanmadığını, fazla çalışmasını ispat edemediğini, kurban ve giyim yardımı alacağından feragat ettiğini, davacının kıdem, ihbar, izin ve ikramiye alacağı bulunduğu belirtilerek bu alacakları hüküm altına alınmıştır.
İşverence yapılan feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Sendikal tazminat 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31. maddesinde düzenlenmiş, işçilerin işe alınmalarının, belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri veya belli bir sendikadaki üyeliği korumaları veya üyelikten istifa etmeleri veya sendikaya girmeleri veya girmemeleri şartına bağlı tutulamayacağı ilk fıkrada hükme bağlanmıştır. 3. fıkrada ise, işverenin, sendika üyesi olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, işin sevk ve dağıtımında, işçinin mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve primlerinde, sosyal yardım ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara ilişkin hükümlerin uygulanması veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayırım yapamayacağı kuralı mevcuttur. Konuya dair bir başka güvence bahsi geçen maddenin 5. fıkrasında öngörülmüş ve işçilerin sendikaya üye olmaları veya olmamaları sebebiyle iş sözleşmelerinin feshedilemeyeceği, yine yasaya uygun sendikal faaliyetler sebebiyle işten çıkarılamayacakları ya da farklı uygulamaya tabi tutulamayacakları hükme bağlanmıştır.
İşverenin 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31. maddesinin 3 ve 5. fıkralarına aykırı davranması halinde işçinin bir yıldan az olmamak üzere sendikal tazminata hak kazanacağı hususu da yasada ifadesini bulmuştur.
2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31. maddesinde 4773 sayılı Yaya ile yapılan değişiklik sonrasında, işçinin iş sözleşmesinin sendika üyeliği ya da sendikal faaliyetleri sebebiyle feshedilmesi halinde doğrudan sendikal tazminat talep hakkının olmadığı açıklanmış ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun iş güvencesine dair hükümlerinin uygulanacağı kuralı getirilmiştir. Fesih dışında kalan sendikal nedene dayanan ayrımcılık hallerinde ise, işçinin doğrudan sendikal tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır.
4773 sayılı Yasa ile sözü edilen maddeye eklenen 7. fıkrada ise, iş güvencesi hükümlerinin uygulaması dışında kalan hallerde ve feshe bağlı tazminat istekleriyle sınırlı olmak üzere ispat yükünün işverene ait olduğu öngörülmüştür. Bu durumda sendikal nedenle fesih iddiasıyla açılan feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade davasında ispat yükü, önceden olduğu gibi işçi üzerindedir. Ancak, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayan bir işçinin açmış olduğu sendikal tazminat isteklerini içeren bir davada, aksinin ispatı işverene aittir.
Dairemizce, sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, işyerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gibi ölçütler belirlenmiştir.
Somut olayda davacı işçi 12.6.2003 tarihinde sendika üyesi olmuştur. Davalı işyerinde sendikalı olan bir kısım işçi 2004 yılında sendika üyeliğinden ayrılmıştır. Bu işçiler 11.7.2006 tarihinde yeniden sendika üyelik fişi doldurmuş ve Belediye İş Sendikası tarafından 12.7.2006 tarihinde üyeliğe kabul edilmiştir. Davalı işveren 11.7.2007 tarihinde davacı ile yeniden sendikaya üye olan diğer 3 işçiyi 9.10.2006 tarihine kadar ücretsiz izne çıkartmıştır. Davalı işveren 10.10.2006 tarihinde davacı ile birlikte sendikalı olan dört işçinin sözleşmesini feshetmiştir. Ayrıca davalı belediye başkanına sendikalı işçilere sendika üyeliğinden ayrılmaları için baskı yaparak görevini kötüye kullanma suçundan dolayı Tavas Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/4 esas 2006/308 karar sayılı kararı ile erteli adli para cezası verilmiştir. Davacı tanıkları 2004 yılı içinde belediye başkanının sendikalı işçilere sendikadan ayrılmaları halinde 5 yıl çalışma güvencesi verdiği yönünde beyan bulunmuştur. Bu bilgi ve belgeler karşısında davalı işveren feshin sendikal nedenle olmadığını ispatlayamamıştır. Davacı sendikal tazminata hak kazanmıştır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy