(4857 S. K. m. 18, 20)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacının davalı Holdingde çalıştığını, Holding ve bağlı şirketlerde yönetim değişikliğinin Kasım 2006 ayında olduğunu ve değişiklikten sonra işyerine giden davacının işyerine giriş kartının iptal edildiğini, bunun üzerine 15.02.2007 tarihinde ihtarname çekerek ücretlerin ödenmesini ve iş akdinin feshedilip feshedilmediğinin bildirilmesini istediğini, cevap verilmediğini, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının müvekkil şirket çalışanı olmadığını, bordrolara göre Radyocenter A. Şirket çalışanı olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalı Holdingde işe girdiğini ve onun çalışanı olduğunu kanıtlayamadığı, dava dışı Radyocenter A.Ş de çalıştığı, bu şirketçe 23.11.2006 tarihinde iş sözleşmesine son verildiği, bu şirket yönünden davanın bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Özellikle grup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimi olan birlikte istihdam şeklindeki çalışmada, işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermektedirler. Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketler, aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini işverenlerin tamamına karşı yerine getirmektedir. Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı işyerinde verilen muhasebe, güvenlik, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olması buna örnek olarak gösterilebilir. Bu gibi bir ilişkide, işçi ile işverenler arasında tek bir iş ilişkisi vardır. İşçi tüm şirketlere hizmet ediyor ise, o zaman tüm şirketler feshin geçersizliği davasında taraf olabileceği gibi, işçi birine veya bir kaçına karşı dava da açabilir. Birlikte istihdam eden ve organik bağ içinde olan işverenler, adi ortaklık hükümleri gereği müştereken ve müteselsilin sorumludurlar.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri her şeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir. İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikayet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler.
Dosya içeriğine göre davacı işçinin Genel Müdür olarak davalı Holding A. Şirket ve grup şirketlerinde çalışmak üzere davalı şirket yönetim kurulu kararı ile 03.05.2006 tarihinde işe başlatıldığı anlaşılmaktadır. Davacının davalı Holding ve bağlı grup şirketlerinde çalıştırılmak için işe alındığı, davalı şirket ile diğer grup şirketleri ve davacının SS Giriş bildirgesi ile bordro işvereni olan dava dışı Radyocenter A.Şirketi açısından birlikte istihdamın söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. Birlikte istihdam nedeni ile davalı şirketin davada taraf sıfatı bulunmaktadır. Mahkemece davacının davalı şirket çalışanı olmadığı yönündeki değerlendirmesi yerinde değildir.
Sonuç: Diğer taraftan davacının iş sözleşmesinin eylemli olarak 23.11.2006 tarihinde gerçekleştiği, davanın ise 29.03.2007 tarihinde açıldığı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca davanın bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığı, ayrıca davacının davalı şirkete Genel Müdür olarak çalıştığı ve bu konumu nedeni ile iş güvencesi hükümlerinden de yararlanamayacağı sabittir. Sonuç itibari ile davanın reddine karar verilmesi doğru olduğundan, yerel mahkeme kararının bu gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 13.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy