(4857 S. K. m. 18)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının belirli süreli iş sözleşmesine göre müvekkili şirkette çalıştırıldığını, belirli süreli iş sözleşmesinin süresinin bitimi ile iş sözleşmesinin sona erdiğini, iş sözleşmesinin feshinin söz konusu olmadığını, davacıya işveren tarafından bir dahaki dönem işbaşı yaptırılmayacağının henüz söylenmediğini, ayrıca sözleşmenin askıda olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacının zincirleme şeklinde belirli süreli hizmet sözleşmeleri gereği davalı nezdinde işçi olarak çalıştığı, sözleşmenin belirli süreli yapılmasını gerektirir özel nedenlerin bulunmadığı, davalı işveren tarafından iş akdinin feshine gerekçe olarak sözleşme süresinin dolmasının gösterildiği, belirsiz süreli hale dönüşen hizmet akdinin feshi için geçerli nedenlerin bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacı işçinin davalıya ait işyerinde dağıtım elemanı olarak 1999 yılından itibaren çalışmaya başladığı, her yıl Mart-Nisan ayında işe başlatılıp, Kasım-Aralık aylarında iş sözleşmesinin askıya alındığı, son olarak yine iş sözleşmesinin 30.11.2007 tarihinde askıya alındığı anlaşılmaktadır. Davacı ile her yıl Mart-Nisan aylarından başlayan Kasım-Aralık aylarında sona eren zincirleme belirli süreli sözleşmeler yapılmıştır. Davacının belirli süreli sözleşme ile çalıştırılmasını gerektiren objektif koşullar bulunmamakta ise de, her yıl mevsime bağlı olarak iş sözleşmesinin Kasım-Aralık aylarında askıya alınması ve sonraki dönem Mart-Nisan aylarında işe başlatılması konusunda örtülü bir anlaşmanın mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Son yapılan işlemin önceki işlemlerden farklı bir uygulama olmadığı açıktır. Bu nedenle iş sözleşmesinin 30.11.2007 tarihinde önceki yıllarda olduğu gibi askıya alındığının kabulü gerekir. Davacı ara verildikten sonra tekrar çağrılmadığını ileri sürmüştür. Bu durumda sonraki çalışma döneminin hangi tarihte başladığı, söz konusu davanın açıldığı 20.02.2008 tarihinden önce iş sözleşmesi askıya alınan diğer işçilerin başlatılıp başlatılmadıkları önem arz eder. Sonraki çalışma dönemi başlamamışsa askı hali devam edeceğinden fesihten söz edilemeyecektir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesine göre feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verilmesine yönelik talebin kabulü için ön koşullardan birisi de iş sözleşmesinin feshedilmiş olmasıdır. İş sözleşmesi askıya alındıktan sonra takip eden çalışma döneminin davadan önce başlayıp başlamadığı kısaca iş sözleşmesinin feshedilmiş olup olmadığı yeterince araştırılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy