(4857 S. K. m. 18, 20)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.Bıçaklı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı neden olmadan feshedildiğini davacı hakkında halen soruşturmanın devam ettiğini, belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davalı şirketin bağlı bulunduğu Belediye Başkanlığı'nın MASKİ kuruluşunda, 2006 ve 2007 yıllarında abonelerinin su borçlarının maddi menfaat temin edilerek kayıtlarda silindiğinin tespiti edilmesi, su saatleri üzerinde oynama yapılması, eski tarihli kayıt ile katılım payı düşürülmesi, son okumada sayaçların düşük okunmak sureti ile fatura düzenlenmesi, su saatlerinin ters çevrilmek sureti ile endeksin geriye düşürülmesi nedeni ile soruşturma başlatıldığını, bu soruşturma kapsamında davacının da sanık konumunda olduğunu, hakkında kamu davası açıldığını, iş sözleşmesinin de bu eylemleri belirtilerek doğruluk ve bağlılığa uymayan ve işverenin güvenini kötüye kullanma davranışı nedeni ile haklı olarak feshedildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacı hakkında kamu davası açıldığı kabul edilmekle birlikte, hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmadığı, mahkûmiyetine hükmedilmediği sürece suçsuz olduğu, ceza yargılaması sonunda haklı fesih nedenlerinin ortaya çıkacağı, fesih yazısındaki haklı neden koşullarının oluşmadığı, feshin haksız olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, her şeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. Daha sonra ise, işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali nedeniyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.
İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile yasal düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arzedebileceği olumsuzluklara ilişkin yapılan tahminî teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre, davalı şirketin Malatya Belediye Başkanlığı'na bağlı bir kuruluş olduğu, Belediye'ye bağlı diğer bir kuruluş olan MASKİ'de abonelerinin su borçlarının maddi menfaat temin edilerek kayıtlarda silindiğinin tespiti edilmesi, su saatleri üzerinde oynama yapılması, eski tarihli kayıt ile katılım payı düşürülmesi, son okumada sayaçların düşük okunmak sureti ile fatura düzenlenmesi, su saatlerinin ters çevrilmek sureti ile endeksin geriye düşürülmesi nedeni ile teknik takip yapıldığı, bu teknik takip ve soruşturma sonucunda davacının da aralarında bulunduğu 58 kişi hakkında Malatya Ağır Ceza Mahkemesi'ne "Rüşvet almak ve vermek, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgeyi bozma, yok etme ve çizme, suç işlemek amacı ile örgüt kurma, bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme, örgüte bilerek yardım etme, üye olma, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması sureti ile dolandırıcılık suçlarından 13.11.2007 tarihinde kamu davası açıldığı, bir kısım sanıkların tutuklu olduğu, davalı şirket işyerinde çalışan davacı dahil 6 işçinin rüşvet alma ve verme suçu ve kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçuna iştirak suçlarından cezalandırılmasının istendiği, kamu davası açılmadan bir gün önce davacı dahil 6 işçinin iş sözleşmesinin feshedildiği, olayın basına yansıdığı anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı şirket gibi Belediye Başkanlığı'na bağlı kuruluşta meydan gelen yolsuzluklarla ilgili soruşturma başlatılmıştır. Olay vehameti nedeni ile basına yansımıştır. Davacı işçi bu kapsamda teknik dinlemeye takılmış, soruşturma kapsamında savunması alınmış ve hakkında yüz kızartıcı niteliği olan rüşvet alma ve verme suçuna iştirak suçundan kamu davası açılmıştır. Davacının sanık olduğu ve bir kısım şüphelilerin tutuklu olduğu kamu davası derdesttir. Her şeyden önce feshin haklı olup olmadığı kamu davasının sonuçlanmasında ortaya çıkacaktır. Ancak iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedilip edilmediği mevcut delillerle değerlendirilebilir. Zira davacı ve aynı şirkette çalışan diğer işçiler bu soruşturma kapsamında takip edilmişlerdir. Haklarında kamu davasının açılmasını gerektiren delillerde vardır. Davalı işveren bu soruşturma kapsamında kalan ve haklarında kamu davası açılan tüm işçilerin iş sözleşmesini feshetmiştir. Davacı ve diğer işçilerin davranışlarının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı anlaşılmaktadır. Davalı işveren açısından iş ilişkisinin sürdürülmesi olanağı kalmamıştır. Mevcut delil durumu itibari ile davanın reddi gerekir. Mahkemece yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi isabetsizdir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 575 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 13.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy