(2821 S. K. m. 16, 17, 25)
Dava ve Karar: 1- ..... 2- ...... 3- ..... adına Avukat ..... ile ..... Sendikası adına Avukat ..... aralarındaki dava hakkında Ankara 14. İş Mahkemesinde verilen 6.5.2008 günlü ve 701-293 sayılı hüküm davacılar avukatınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, 2821 sayılı Sendikalar Kanunun 16 ve 17. maddeleri uyarınca açılmış bulunan sendika genel yönetim kurulu kararının tedbiren durdurulması ve iptali ile Ankara Bölge Başkanı olarak atanması gerektiğinin tespitine ilişkindir.
Davacı, davalı Sendikanın kapatılan Ankara 1 Nolu Bölge Şube Başkanı olduğunu, 9.12.2006 tarihli Olağanüstü Genel Kurulunda; Sendikanın yeniden yapılandırılması çerçevesinde Ankara 1. Nolu Bölge Şube Bölge dahil 9 bölge şubenin kapatılmasına ve bölge şube başkanlarının bölge başkanı olarak atamalarının yapılması için Genel Yönetim Kurulunun yetkili kılınması yolunda karar alındığını, bunun üzerine Genel Yönetim Kurulunca kapatılan altı bölge şube başkanının bölge başkanı olarak atandıklarını, kendisi ile birlikte üç bölge şube başkanının atamasının yapılmadığını, kendisinin atamasının yapılmadığını, kendisinin atamasının yapılmasına ilişkin talebinin Genel Yönetim Kurulunca reddedildiğini, oysa Genel Kurulun kararında Genel Yönetim Kuruluna bu konuda takdir yetkisi tanınmadığını, atama talebinin reddine ilişkin Genel Yönetim Kurulunun 5.6.2007 tarih ve 2613 sayılı kararının tedbiren durdurulması ve iptalini, 1.6.2007 tarihinden itibaren Ankara Bölge Başkanı olarak atanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının başkanı olduğu bölge şubenin kapatılması nedeniyle sendika yöneticiliğinin ve daha önce de emekliliği nedeniyle de sendika üyeliğinin sona erdiğini, bu nedenle bölge başkanı olarak atanmasının mümkün olmadığını, kaldı ki Genel Yönetim Kurulunca Ankara için bölge başkanı atamanın önkoşulu olan Bölge Eşgücüm Kurulu oluşturmasına sendika merkezinin Ankara da olması nedeniyle gerek görülmediğini, bu nedenle atamasının yapılamadığını, atama işlemi konusunda Sendika Genel Kurulunca Genel Yönetim Kuruluna görev değil, yetki verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının başkanı olduğu Ankara 1. Nolu Bölge Şubesinin kapatıldığı 1.6.2007 tarihi itibariyle sendika yöneticiliği görevi ve emekli olması nedeniyle de sendika üyeliğinin sona erdiği, dolayısıyla atama yoluyla profesyonel sendika yöneticisi olarak görev yapamayacağı, davalı işletmelerinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle dava reddine karar verilmiştir.
Davacı, başkanı olduğu sendika bölge şubesinin genel kurul kararı ile kapatıldığını ve bölge başkanı olarak atanmasına karar verildiğini, bunun sendika yöneticiliği görevini sona erdirmediğini, dolayısıyla sendika üyeliğinin sona ermesinden söz edilemeyeceğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
Davalı sendikanın 9.12.2006 tarihinde toplanan olağanüstü genel kurulunda
1-) Sendikamızın yeniden yapılandırılması çerçevesinde Ankara 1 No'lu Bölge Şube ..... 'nin kapatılmasına;
2-) Bölge Şubelerinin kapatılması kararının 1 Haziran 2007 tarihinde uygulamaya konulması ile kapatma ve uygulama kararları konusundaki işlemleri yapmak ve bölge şube başkanlarının bölge başkanı olarak atamasını yapmak üzere Genel Yönetim Kurulu'na yetki verilmesine ..... karar verilmiştir. Genel Yönetim Kurulu bu yetkiyi 2821 sayılı Sendikalar Kanununun Yönetim Kurullarının görevlerini düzenleyen 16/3. bendinde 3. Genel kurulca verilecek diğer görevlerin yapılması şeklinde düzenleme uyarınca yerine getirmek zorundadır. Zira Genel Kurul davacının bölge başkanı olarak atanmasını Genel Yönetim Kuruluna bırakmamıştır. Genel Yönetim Kuruluna sadece usul ve atama esaslarını düzenleme yetkisi verilmiştir. Sendika Tüzüğünün 47. maddesi de bunu doğrulamaktadır.
Kaldı ki, genel kurul toplantısında kapatılan bölge şube başkanlarının bir kısmının bölge başkanı olarak atanması davacı ile birlikte bir kısmını atanmaması objektif iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz.
Öte yandan 2821 sayılı yasanın üyeliğin sona ermesinin düzenleyen 25/son fıkrası Bağlı bulundukları, kanunla kurulu kurum ve sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malüllük aylığı veya toptan ödeme alarak, işten ayrılan işçilerle, işkolunu değiştiren işçilerin sendika üyeliği sona erer. ..... Ancak, sendika şubesi, sendika veya konfederasyonların yönetim ve denetim kurullarındaki görevleri sırasında yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı ya da toptan ödeme alan yöneticilerin sendika üyeliği, görevleri süresince ve yeniden seçildikleri sürece devam eder. Şeklinde düzenleme yapılmış ise de bu madde de üyeliği sona erdiren haller sınırlı (tahdidi) olarak sayılmıştır. Sınırlı şekilde sayılan hallerde de sendika yöneticilerinin durumu ayrıca düzenlenmiştir. Somut olayda yasanın 25/son fıkrasının uygulama yeri bulunmamaktadır. Çünkü davacının bölge şube başkanlarının da genel kurul tarafından yapılan bir tasarruf ile oluşturulan bölge başkanlığına atanmaları, görev yeri değişmek olup davacının sendika yöneticiliği sona ermemiştir. Bu görevde kaldığı ve yeniden seçildiği sürece sendika üyeliği de sürecektir. Böyle olunca davanın kabulü ile sendika şube yönetim kurulunun davacının bölge başkanlığına atanma talebinin reddine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi gerekir iken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy