(2004 S. K. m. 72)
Dava: Davacı, borçlu olmadıklarının tespitine icra takibinin iptaline ve durdurulmasına, % 40 icrain kar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş. Kırmaz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı işverene ait işyerinde 1990-2000 yılları arasında çalıştığını işyerinin 1995 yılında bankadan senet kırdırmaya yardımcı olması için ve sadece 250 milyon yazacağını söyleyerek boş bir senet imzalattığını, işçilik alacaklarının tahsili amacıyla aleyhine dava açınca senedi icra takibine koyarak davacının zararına hareket ettiğini belirterek takibe konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, senedin kambiyo senedi vasıflarını taşıdığını, iddiasını ispat etmesi için yazılı belge sunması gerektiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ancak yazılı belge ile ispatlanabileceği davacının elinden hata, hile, gabin ve ikra hile alındığının davacı tarafça iddia edilmediği gerekçesiyle davacının reddine karar verilmiştir.
Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık davacının takip konusu bonodan kaynaklanan bir borcunun bulunup bulunmadığının tespiti ve sözkonusu senedin aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulup doldurulmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Dava, kambiyo senedinden doğan bir menfi tespit davasıdır. Uyuşmazlığın normatif dayanağı İcra İflas Kanununun 72. maddesidir.
Davacı, 1995 yılında taraflar arasındaki işçi işveren ilişkisinin devamı sırasında işverenin bankadan senet kırdıracağını söyleyerek davacıdan boş senede imza atmasını istediğini, aralarındaki iş akti nedeniyle senedi imzaladığını daha sonra senedin akıbetini sorduğunda patronun, yırttığını söylediğini, emekli olup çalışmaya devam ettiği sırada işverenden tazminatlarını talep edince aralarında küskünlük oluştuğunu ve 2001 Şubat ayında işyerini terk ettiğini aradan geçen zamana rağmen tazminatları ödenmeyince 2004 yılında işveren aleyhine işçilik alacaklarının tahsili amacıyla dava açınca işverenin 250 milyon yazacağını belirterek elinden aldığı ve sonra yırttığını söylediği senedin üzerine 10 milyar TL yazarak takibe koyduğunu belirtmiştir.
İcra takibine konu olan senet 1.1.2002 tanzim tarihli 2.11.2002 vade tarihli ve 10 milyar TL meblağlı kambiyo senedi vasfında bonodur. 12.10.2004 tarihinde alacaklı (işveren) N. T. tarafından borçlu (İşçi) M. Y. aleyhine takibe konulmuştur.
Somut olayda davacı 1995 yılında aralarında hukuki bir ilişki (alım satım- alacak verecek) bulunmadığı halde işverenin sözlerine güvenerek ve halen işyerinde çalışıyor olması sebebiyle işçi işveren ilişkisinin devamı sırasında senedi imzaladığı iddiasını her türlü delille ispatlayabilir. İşçi işveren arasındaki ilişkilerde ispat kuralları daha geniş kapsamlıdır. Kaldı ki senet üzerinde bedelin malen ahzolunduğu yazılı olmasına rağmen davalı (senet alacaklısı) Yalova Cumhuriyet Savcılığının 2005/ 1738 sayılı hazırlık dosyasındaki ifadesinde yanında çalıştığı sıralarda davacı işçinin kendisinden sık sık borç para aldığını senedi de kendisine olan borcuna karşılık verdiğini ifade ederek senedin düzenlenme sebebini değiştirmiştir. Bu durumda bedelin malen alındığını işveren (davalı) ispatlamalıdır. Mahkemece gerekli incelemeler yapılmadan, deliller toplanmadan yazılı gerekçelerle ve eksik araştırma ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.07.2008 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy