(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17) (818 S. K. m. 161)
Dava: Davacı kıdem, ihbar tazminatı, iş güvencesi, mahrumiyet tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı sözleşmesinin haksız yere ve politik nedenlerle askıya alındığını, o tarihten itibaren sayısız kişiler işe alındığı halde kendisinin sözleşmesinin halen askıda olduğunu belirterek, yürürlükteki toplu iş sözleşmesinde ifadesini bulan iş güvencesi ve mahrumiyet tazminatı isteklerinin hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı, yeni yönetimin belediyeyi ağır bir yük ile devraldığını, yeterli vize verilmediğinden bir kısım işçilerin sözleşmesinin askıya alınması gerektiğini, vize sayısında artma olmadığından daha sonra toplu işçi alımı yapılmadığını, mevsimlik işçilerde sözleşmenin askıya alınmasının fesih olarak yorumlanamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya içeriğine göre söz konusu alacaklar bilirkişi raporunda hesaplandığı şekliyle hüküm altına alınmıştır.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
1) 1.1.1997-31.12.1998 süreli toplu iş sözleşmesinin 33. maddesinde, tenkisat nedeniyle işçi çıkarmada son giren ilk çıkar prensibinin uygulanacağı, emekliliğe hak kazananların önceliği bulunduğu, tenkisattan sonra işçi alınması gerekiyorsa kıdemine göre işine son verilen işçiye tebligat yapılacağı, işverenin çıkardığı işçinin kadrosuna çıkarılan işçiye tebligat yapmadan işçi alması halinde işçiye kıdem tazminatından ayrı, hak mahrumiyeti tazminatı olarak emsallerinin bir yıllık ücreti tutarında ödeme yapacağı; sendika üyesi muvakkat işçilerin işten çıkarılmalarını gerektiren yüz kızartıcı suç işlemeleri ile tenkisat halleri hariç olmak üzere işten çıkarılmaları halende yasal hak ve alacakları saklı kalarak kıdem tazminatına ek olarak çıkarılan işçinin bir yıllık ücreti tutarında hak mahrumiyeti tazminatı ödeneceği düzenlemesi yer almaktadır. Yargılama sonucunda mahrumiyet tazminatı isteği kabul edilmiş ise de, dosya içeriğinden askı tarihinden sonra işçi alınıp alınmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece bu durum işverenin kayıt ve belgeleri üzerinde yapılacak araştırma ile belirlenmeli, yeni işçi alımı yapılmış ve davacıya da tebligat gönderilmemişse bu tazminat isteği hüküm altına alınmalıdır.
2) Diğer taraftan, aynı toplu iş sözleşmesinin 88. maddesinde işçilerin keyfi ve haksız olarak bireysel ya da toplu olarak işten çıkarılamayacağı, keyfi ve haksız şekilde çıkarmalarda işverenin yasalar ve TİS ile kazanılan hakların dışında maaşının 12 katı tutarında iş güvencesi ödeneği ödemeyi taahhüt ettiği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme cezai şart niteliği taşımaktadır. Borçlar Kanunun 161/son maddesinde fahiş cezai şartın hakim tarafından tenkis edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. İş Hukuku uygulamasında işçi aleyhine cezai şart düzenlemeleri bakımından konunun önemi bir kat daha artmaktadır. Şart ve ceza arasındaki ilişki gözetilerek işçinin iktisadi açıdan mahvına neden olmayacak çözümlere gidilmelidir. İşçinin belli bir süre çalışması şartına bağlanan cezalardan, sözleşme kapsamında çalışılan ve çalışması gereken sürelere göre oran kurularak indirime gidilmelidir.
Somut olayda bu şekilde bir indirime gidilmesi gerektiği değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy