(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 41, 46, 57) (818 S. K. m. 31)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatil ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, istemi hüküm altına almıştır.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; duruşma gününün taraflara tebliği için davetiyeye yapıştırılacak posta pulu bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi Ş. Çil tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacı işçi iş sözleşmesinin feshinden yaklaşık 2 yıl geçtikten sonra açtığı bu davada, ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuş ve fesih anında baskıyla imzalatılan ibraname ve istifa belgelerine değer verilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı işveren, davacının istifa ettiğini ancak kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini savunmuş, davacının imzasını taşıyan miktar içeren ibranameye dayanmıştır.
Mahkemece, çelişkili ibranameye değer verilemeyeceği gerekçesiyle, bilirkişinin hesapladığı ihbar ve kıdem tazminatlarının tahsiline karar verilmiştir. Hükmü davalı vekili süresi içinde temyiz etmiştir.
Savunma ile çelişen ibranameye değer verilemeyeceği yönündeki gerekçe yerinde olsa da. Dairemizin sözü edilen uygulaması miktar içermeyen ibranamelerin geçerliliği noktasında ortaya çıkmaktadır. Başka bir anlatımla miktar içeren ibraname makbuz hükmünde olup, işverence yapılan ödemenin hak kazanılan tutarlardan mahsubu gerekir.
Miktar içeren ibranameye karşı işçinin iradesinin fesada uğratıldığı savunması yapılabilecek ise de, somut olayda bu dava fesih tarihini takip eden sürede ibranamenin düzenlenmesinden yaklaşık 2 yıl sonra açılmıştır. Borçlar Kanunun 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre geçmiş olmakla, miktar içeren ibranameye değer verilmeli ve yapılan ödemeler mahsup edilerek ihbar ve kıdem tazminatıyla ilgili karar verilmelidir.
3-) Davacı işçi fazla çalışma ücretini talep etmiş, mahkemece haftada 21 saat olarak hesaplanan fazla çalışma ücretinden taktiri indirim yapılarak isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hükme esas alınana bilirkişi raporunda hafta da 7 gün olan çalışmalar için tüm çalışma süresi 77 saat olarak belirlenmiş bundan 11 saat ara dinlenmesi ile yasal haftalık 45 saat çalışma süresi düşülerek haftalık 21 saat fazla çalışma ücreti hesaplanmıştır. Davacı işçi aynı zamanda hafta tatili ücreti talep etmiş olup, mahkemece sözü edilen hafta tatili çalışmaları da ayrıca hesaplanarak hüküm altına alınmıştır. Fazla çalışma hesabında dikkate alınan haftalık çalışma süresi içinde hafta tatilinde yapılan normal çalışmalara da yer verilmiş olmakla, hafta tatili çalışması hem fazla çalışma içinde hesaplanmak hem de ayrıca hafta tatili ücreti hesabı yapılmak suretiyle mükerrer yararlanmaya imkan verecek şekilde isteklerin kabulüne karar verilmiştir. Fazla çalışma hesabı noktasında hafta tatili normal çalışma süresinin dikkate alınması hatalı olup kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 26.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy