(1475 S. K. m. 14, 17, 18) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı ve izin alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş. Çil tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1 - Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Davacı işçi emeklilik sebebiyle iş sözleşmesini feshettiğin ileri sürerek kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacının 1.9.2002 tarihinde işveren ait asfalt malzemesini Karayolları Genel Müdürlüğüne ait tankerden başka bir araca aktarırken Jandarma tarafından yakalandığını, olay sebebiyle soruşturma açılarak disiplin kurulu kararıyla işten çıkarma kararı verildiğini savunmuştur.
Mahkemece davacı işçinin 13.9.2009 tarihinde emekliye ayrıldığı, disiplin kurulu kararıyla işten çıkarılmasının 23.9.2002 tarihinde gerçekleştiği, 10 gün sonra verilen ihraç kararının sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle kıdem tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği ve yine daha önce davacının emeklilik için vermiş olduğu dilekçenin sonuca etkili olup olmadığı hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fesih tarihinde yürürlükte olan 1475 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlarla benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (d) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir.
Somut olayda, davacının asfalt usta yardımcısı olarak çalıştığı sırada davalı işverene ait tankerde bulunan asfalt malzemesinin özel şahıslarla anlaşılarak özel bir tankere aktarılması iddiasıyla hakkında disiplin soruşturması açılmış ve disiplin kurulu kararıyla 1475 sayılı İş Kanununun 18 inci maddesinde öngörülen süresi içinde iş sözleşmesi işverence aynı yasanın 17/II (d) maddesine dayanılarak feshedilmiştir. Bu arada davacı ve olaya karışan diğer şahıslar hakkında hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçundan kamu davası açılmış olup davanın sonucu hakkında dosya içinde bilgi bulunmamaktadır.
Davacı işçi olayın ardından hakkında açılan disiplin soruşturması sırasında 13.9.2002 tarihinde yaşlılık aylığı tahsisi için Sosyal Sigortalar Kurumuna başvurmuş ve kendisine emekli aylığı bağlanmıştır.
Somut olayda tartışılması gereken konu, işverenin haklı feshine konu olabilecek bir olayın ortaya çıkmasının ardından işçinin emeklilik için başvurmasının işverenin haklı fesih imkanını ortadan aldırıp kaldırmayacağı hususudur.
Fesih tarihinde işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesine davalı işveren olayı disiplin kuruluna aktarmış ve disiplin kurulu 23.9.2002 tarihinde ihraç cezası vermiştir. Karar 23.9.2002 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş, davacı işçi yüksek inceleme kuruluna başvurarak yeniden incelme talep etmiş, ancak yüksek inceleme kurulu, 14.10.2002 tarihinde talebi reddederek ihraç kararını onaylamıştır.
Davacı işçi işyerinde meydana gelen sözü edilen olay sebebiyle 13.9.2002 tarihinde emeklilik dilekçesini vermiştir. Burada asıl amaç, işverenin disiplin soruşturması ve sonra haklı feshini etkisiz kılmaktadır. Emeklilik hakkını kazanan işçinin bu hakkını kullanmasında da Medeni Kanununun 2 nci maddesindeki dürüstlük kurallarına uygun davranması gerekir. Somut olayda yasal emeklilik hakkı kötüniyetli olarak işletilmiştir. Aksinin kabulü halinde işyerinde emeklilik hakkını kazanan bir işçinin işverene ve işyerine yönelebilecek her türlü eylemi yaptırımsız kalabilecektir. Gerçekten, işverenin haklı fesih nedenleri ortaya çıktığında işçi derhal bir emeklilik dilekçesi vererek, işverenin haklı fesih imkanını bertaraf edebilir ki, bunun, yasalar karşısında korunmaması gerektiği açıktır.
Davacı işçi de emeklilik sebebiyle feshe dair dilekçe vermesinin ardından tebliğ aldığı disiplin kurulu kararına itiraz etmiş ve yüksek disiplin kurulu tarafından yeniden incelenmesini istemiştir. Davacı dahi emeklilik suretiyle gerçekleşen bir fesih olmadığı inancında olmalı ki, daha sonra tebliğ aldığı ihraç kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Bu durumda davacının emeklilik sebebiyle feshine değer verilmemeli, işverenin haklı fesih açısından gerekli araştırma ve inceleme yapılmalıdır. Davacı hakkında açılan ceza davasının sonucu araştırılmalı, sözü edilen dosya ve temyize konu davada yapılan yargılama sonucuna göre işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA 18.05.2010 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy