(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 32)
Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret farkı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hâkimi M. B. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı davalı şirket ile işletme müdürü olarak çalışmak üzere brüt 1.500 TL ücret alacağı konusunda mutabık kalarak sözlü sözleşme yaptıklarını, 18.2.2005 tarihinde şirket harcamaları ile ilgili hesaplaşma sırasında davalının ücretinin 600 TL brüt olduğunu bu miktara çalışmak istemezse işten çıkarılacağını söylediğini, kabul etmeyince de iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek kıdem, ihbar tazminatı ve ödenmeyen ücret farkı alacağı isteğinde bulunmuştur.
Davalı davacının asgari ücretle çalıştığının imzalı bordrolardan anlaşılabileceğini, işe devamsızlık yaptığı için çıkarıldığını savunmuştur.
Mahkemece resen yemin verilerek davacının tüm çalışma süresi boyunca ücretlerini almadığı kabul edilerek anılan alacaklar kabul edilmiştir.
Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının ücretlerinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde açıkça fark ücret alacağı isteğinde bulunmuştur. Bu nedenle çalıştığı süre içerisinde aylık ücretinin bir bölümünün ödendiğinin kabulü gerekir. Davalı işveren asgari ücret üzerinden düzenlenen bordrolara dayanmıştır. Bordrolardaki imza davacıya ait olmasa dahi dava dilekçesindeki davacıyı bağlayan beyanla bordrolar karşılaştırıldığında bordrolarda yazılı miktarda ücret ödendiği kabul edilmelidir. Her ne kadar davacı hiç ücret almadığına dair yemin etmişse de yapılan yemin usulüne uygun olmadığı gibi dava dilekçesindeki ikrarla da çelişmektedir.
Bu durumda davacının mahkemece tespit edilmiş gerçek ücreti ile asgari ücret arasındaki farka göre ücret alacağının belirlenip, bu miktara hükmedilmesi gerekirken yaşamın olağan akışıyla da bağdaşmayacak şekil çalıştığı tüm süre boyunca hiç ücret almadığı kabul edilerek yazılı şekil hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy