(818 S. K. m. 113)
Dava: Davacı, faiz alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.Göktaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, davalı belediyede şoför olarak çalışmakta iken, üçüncü bir şahsın ölümü ile sonuçlanan trafik kazasına karıştığını, SGK nın açtığı rücuan tazminat davası sonucunda ödemek sorunda kaldığı tazminatı toplu iş sözleşmesinin 64. maddesine göre tahsili için fazlaya dair hakkını saklı tutarak açtığı davada talebinin kabul edildiğini, faiz talebinin bulunmaması nedeniyle bir karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini belirterek faiz alacağının hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacı tarafından daha önce açılan davada sadece asıl alacağın hüküm altına alındığını, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiğini, ayrıca alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının yargılama sonucu belirlenen tüm alacağının faiziyle birlikte dava tarihinden önce 1.6.2005 tarihinde ödendiği, asıl alacağın tamamen ödenmesi B.K.m.113/1. maddesi gereğince faiz isteminde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı taraf temyiz etmiştir.
BK.m.113/1'e göre asıl borç tediye ile veya sair bir suretle sakıt olduğu takdirde kefalet, rehin ve sair fer'i haklar dahi sakıt olur. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise. evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz.
Dosya içeriğine göre davacıya asıl alacağı 1.6.2005 tarihinde ödenmişse de, davacının ödemeden önce açtığı davada fazlaya dair haklarını saklı tutmuş olması, yine ödemeden önce yaptığı icra takibinde de hem fazlaya dair haklarını saklı tutması, hem de işlemiş faiz isteğinde bulunması B.K.m. 113 anlamında faizleri talep hakkının saklı tutulduğu anlamına gelmektedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, davacının daha önce açtığı davada faiz talep etmemesi nedeniyle kararda fazla istemin reddine şeklinde belirtilen ibarenin faiz alacağının reddini kapsamadığı kabul edilmelidir.
Davada talep edilmeyen bir hakkın reddine karar verilmesi doğru olmayıp, hakkı ortadan kaldırmaz.
Belirtilen nedenlerle bilirkişi raporu değerlendirmeye tabi tutularak, yapılan ödeme içinde varsa ödenmiş olan faizin mahsup edilip edilmediği de göz önünde bulundurulmak suretiyle davacının faiz isteğinin hüküm altına alınması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olmuştur.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy