(5953 S. K. m. 6) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem, izin, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ikramiye ve yüzde beş fazlaya dair alacaklarının ödetilmesi davalı işveren ise açmış olduğu karşı davada kıdem tazminatının yanlışlıkla ödendiğini ileri sürerek 20.077,71 YTL nin tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle asıl davada kısmen gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karşı davanın reddine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.5.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı ve karşı davalı adına Avukat Emrah Cengiz ile karşı taraf adına Avukat İlker Üstünkal geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi Ş.Çil tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm temyiz itirazları ile davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı gazetecinin davalıya ait işyerinden bağlı bulunduğu Sosyal Sigortalar Kurumundan yaşlılık aylığı tahsisi için ayrıldığı taraflar arasında tartışmasız durumdadır. Anılan fesih sonrasında işverence kıdem tazminatı hesaplanmış ve 19.957,24 YTL kıdem tazminatı ödenmiştir. Davacı ödeme sırasında imzalatılan ibranameyi fazlaya dair haklarını saklı tutarak imzalamış ve açmış olduğu bu davada kıdem tazminatının eksik ödendiği iddiasıyla farkını talep etmiştir.
Davalı işveren emeklilik suretiyle fesihte gazetecinin kıdem tazminatı hakkının yasada düzenlenmediği, yapılan ödemenin hataya dayandığı gerekçesiyle karşı dava açmış ve iadesi yönünde istekte bulunmuştur.
Mahkemece 5953 sayılı yasada emeklilik suretiyle fesihte kıdem tazminatı ödeneceği öngörülmemiş olsa da, fesihten 20 gün sonra işverence bu ödemenin yapıldığı ve tarafların ödeme konusunda anlaştıkları ve sehven bir ödeme olmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme tarafından davacı işçinin fark kıdem tazminatı isteğinin de reddi yönünde hüküm kurulmuştur.
5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 6. maddesinde gazetecinin kıdem hakkı düzenlenmekle birlikte, yaşlılık aylığı tahsisi için işten ayrılan gazeteci yönünden kıdem tazminatı ödemesi gerektiği yönünde bir kurala yer verilmemiştir. Bununla birlikte gazetecinin emeklilik hakkını kazanmasının ardından çalışmayı kendi isteği ile sonlandırması ve yaşlılık aylığı bağlanması için başvurması, Anayasal temeli olan bir sosyal güvenlik hakkıdır.
İşverene ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi halinde, işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından işçiye kanuni esaslar dahilinde verilen toplu paraya "kıdem tazminatı" denilmektedir.
Davacı gazetecinin tabi olduğu 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanununda yaşlılık aylığı bağlanması için çalışanın ayrılması halinde kıdem tazminatı hakkı yasada öngörülmemişse de, tarafların kıdem tazminatı ödenmesi konusunda anlaşmalarını yasaklayan bir kurala da yer verilmemiştir.
Somut olayda işyerinde 11 yıldan fazla süreyle çalışmış olan davacı gazeteci davalı şirketin insan kaynakları müdürlüğüne verdiği 20.8.2004 tarihli dilekçesinde, Sosyal Sigortalar Kurumuna yaşlılık aylığı tahsisi için başvurduğunu ve emeklilik sebebiyle 31.8.2004 tarihi itibarıyla istifasının kabulünü ve haklarının tarafına ödenmesini talep etmiştir. Davalı işveren yetkilileri tarafından dilekçe altına uygundur şeklinde açıklama eklenmiş ve 20.9.2004 tarihi itibarıyla kıdem tazminatı tahakkuku yapılarak 19.957,24 YTL kıdem tazminatı ödenmiştir. Aynı tarihli ibranamede iş sözleşmesinin emeklilik sebebiyle feshedildiği ve kıdem tazminatının ödendiği açıklanmış, davacı gazeteci fazlaya dair haklarını saklı tutarak belgeyi ihtirazi kayıtla imzalamıştır.
Davacı gazeteciye işverence yapılan ödemenin hataya dayandığının kabulü mümkün değildir. Gerçekten davalı işveren büyük bir medya kuruluşu olup, fesih aşamasındaki davacı ile ilgili işlemleri insan kaynakları müdürlüğü yürütmüştür. Kıdem tazminatının fesihten 20 gün sonra tahakkuku yaptırılarak ödenmesi ve alınan ibra belgesinde emeklilik suretiyle ayrıldığı belirtildiği halde kıdem tazminatına yer verilmesi, yapılan ödemenin tarafların karşılıklı anlaşması sonucu gerçekleştiğini göstermektedir. Emeklilik sebebiyle fesihte gazeteciye kıdem tazminatı ödenmesini öngören karşılıklı anlaşma geçerli olup, mahkemece davalı işverenin açmış olduğu karşı davanın reddi bu yönüyle yerinde olmuştur.
Bununla birlikte, davacıya yapılacak kısmi olarak kıdem tazminatı ödenmesi konusunda bir anlaşmanın varlığı da kanıtlanabilmiş değildir. Davacı gazeteci kıdem tazminatı ödenmesi sırasında kıdem tazminatından açıkça söz etmiş ve fazlaya dair haklarını saklı tuttuğunu bildirmiştir. Bu durumda davacı işçiye kıdem tazminatının tam olarak ödenmesi gerekir. Dosya içinde bulunan bilirkişi hesap raporunda davacıya kıdem tazminatının eksik ödendiği belirlenmiş olmakla, anılan rapor mahkemece bir değerlendirmeye tabi tutulmalı ve fark kıdem tazminatı ile ilgili isteğin kabulüne karar verilmelidir. Mahkemece yazılı şekilde isteğin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davacı yararına takdir edilen 550 YTL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy