(1475 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 72, 75, 414, 415)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı ile fazla mesai ve hafta tatili çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafa delillerini ibraz etmesi için kesin süre verildiği, kesin süre içinde delillerini ibraz edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 163. maddesinde biri «Yasal» öteki «hakim tarafından tanınan» iki türlü sürenin varlığı kabul edilmiş ve bu sürelere uyulmayan hallerde karşılaşılacak sonuç açıklanmıştır. Yukarıda sözü edilen maddeye göre yasal süre veya hakim tarafından tanınan süre içinde yapılması gereken işlem ilgili tarafça yapılmazsa hakkın düşeceği kabul edilmiştir. Yasal süre içinde yapılması gereken şeyin ne olduğu yasalarda yazılmış ve gösterilmiştir. Hakimin tanıdığı süre içinde yapılması istenilen işlemin ne olduğu ise hakimin bu yöne ilişkin bulunan ara kararında her halde açıklanmış olmalıdır. Hakimin süreye ilişkin ara kararının tereddüt uyandırmayacak, yorumu zorunlu kılmıyacak, yanlış anlamayı önleyecek, ilgili tarafından kolaylıkla anlaşılacak derecede açık, sade ve sınırlı olması gereklidir. Bu hususla ilgili ara kararı konusu, kapsamı ve sınırları bakımından orta halli bir kişinin rahatlıkla anlıyabileceği kadar açık olmalıdır. Pek az kişinin akıl erdirebileceği «muğlak ifadeli» bir ara kararının sade vatandaş tarafından anlaşılması olanağı yoktur. Özetle hakimin kesin süreye ilişkin ara kararında ilgili tarafın yapması gerekli görülen işler, sade bir dil kullanılarak «kolayca» anlaşılabilir biçimde «birer birer» ve «açıkça» gösterilmiş olmalıdır.
Türk Yargı sistemine göre hakim kendiliğinden bir davayı inceleyip, uyuşmazlığı çözemez. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da, tarafların istekleri ile bağlı tutulmuştur. (HMUK. 72,75) Bu yolla, "delillerin taraflarca hazırlanması" prensibinden hareket olunarak ilgililer, dinletmek istedikleri tanıklar ile bilgisine başvurulmasını diledikleri bilirkişilerin keşif ve benzeri incelemelerin gerektirdiği masrafları karşılamakla yükümlü tutulmuşlar, buna uymamaları halinde de isteklerinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür. (HMUK. 414) Usulün 159-163. maddeleri ise bu konuda tamamlayıcı hüküm olarak uygulanır.
Kendiliğinden yapılması gereken işlemlerde ise HUMK.'un 415. maddesi uyarınca giderlerin taraflardan birine veya her ikisinin ödenmesine karar verilebilir. Belirlenen süre içinde işleme ait gider ödenmez ise ilerde ilgilisinden alınmak sureti ile Devlet Hazinesi'nden ödenmesine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ve tatil ücret alacaklarının davalıdan tahsili istemi ile açılan dava, kesin süre içinde delillerini ibraz etmediği gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacı vekili dava dilekçesinde delillerini bildirmiş, 26.03.2008 tarihli oturumda 15 günlük kesin mehil sonrası ise 16.04.2008 tarihli son celsede delillerini bildiren dilekçeyi sunmuştur. Öncelikle davacının delil olarak belirttiği tanıklar dışındaki kayıtlar davacı nezdinde bulunmadığı, anlaşıldığından davacı tarafından dosyaya sunulması imkansızdır. Ancak bu belgelerin ilgili yerden getirtilmesi için masrafları karşılamak üzere davacıya süre verilebilir. Ayrıca kesin mehil verilen oturum arası 20 gündür. Kesin mehil 15 gün ise de davacı vekili son oturumda delillerini ve tanıklarını bildirmiştir. Önceki oturumda verilen ara kararı yerine getirilmiştir.
İş hukukunda hizmet süresinin, fazla mesai yaptığının ve tatil günlerinde çalıştığının ispat yükü işçide, iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı hak kazanamayacak şekilde sona erdiğinin ve ücretlerin ödendiğinin ispat yükü ise işverendedir.
Somut uyuşmazlıkta verilen kesin süre yukarda belirtilen açıklamalara göre usulüne uygun olmadığı gibi ara kararından beklenen sonuç elde edilmiştir. Kaldı ki davacı dava dilekçesinde delilerini bildirmiştir. Mahkemece, davacıdan giderleri alınmak sureti ile ilgili belgeler istenilecek yerlerden getirtilmeli, davacı tanıkları davetiye ile çağrılmalı, belirtilen ispat yükü kuralı uyarınca hareket edilmeli, deliler toplanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy