(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 19, 25, 26, 34, 41)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.06.2010 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat S.E. ile karşı taraf adına Avukat R.E. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi Ş.Ç. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi; gereği konuşulup düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuş, davalı işveren feshin haklı olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davacının sağ gözünde % 32 oranında görme kaybı olduğu, diğer işçinin haksız tahriki altında bir an sinirlenerek elindeki temizlik aletini arkadaşının kafasına vurduğu, sık sık çalışma ortamında bu tür sözlere maruz kalması sebebiyle bir anlık refleks gösterdiği, sonradan pişmanlık duyarak özür dilediği, diğer işçinin olay sebebiyle yargı mercilerine şikayette bulunmadığı, davacının işyerinde başkaca olumsuzluğuna rastlanmadığı, olayın diğer tarafı olan işçinin çıkarılmaması sebebiyle eşit davranma borcuna aykırı davranıldığı, davacının olaydan sonra da çalıştırılmaya devam edildiği ve 21 günlük ücret tahakkuku yapıldığı, fesih bildiriminin İş Kanunu'nun 19. maddesi kapsamında açık ve kesin olarak işçiye bildirilmediği gerekçesiyle tazminat isteklerinin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı süresi içinde taraflar temyiz etmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı iş Kanunu'nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (d) alt bendinde, işverenin diğer bir işçisine sataşma halinde işverenin haklı fesih imkanının olduğu ifade edilmiştir.
Somut olayda, davacı işçinin tıkanan su borusunu açmaya çalıştığı bir sırada diğer bir işçinin üzerine su sıçratması sonucu, diğer işçinin kör müsün dikkat etsene demesi üzerine elindeki temizlik aletinin metal kısmı ile diğer bayan işçinin kafasına vurduğu, yaralanmasına sebep olduğu ve özel hastaneye kaldırılarak tıbbi müdahale yapıldığı dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacı işçi de olayı kabul etmiş ve sağ gözündeki özür sebebiyle diğer işçinin sarf ettiği sözlerin kendisini etkilediği bir an için bu olayın olduğunu ve özür dilediğini bildirmiştir.
Davacının sözü edilen davranışı ile diğer bayan işçi yaralanmış olup, davacının eylemi işverene haklı fesih imkanı vermektedir. İşveren olaya dair tutanak tutmuş; işçinin savunmasını almış ve yasal süresi içinde sözleşme haklı olarak feshedilmiştir. İş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesine göre feshedildiği hallerde işçiye yapılan fesih bildiriminde fesih nedeninin açıklanmamış olması sonuca etkili değildir.
Öte yandan olay 19.11.2005 tarihinde geçekleşmiş, davalı işveren 21.11.2005 tarihinde fesih bildirimi düzenlemiştir. Son aya ait ücretin 21 gün olarak gösterilmesi işçinin olaydan sonra da çalıştırıldığı ve işverence affedildiği anlamına gelmemektedir. Fesih hakkı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesinde öngörülen yasal süresi içinde kullanılmıştır.
Davacının bir gözünde görme özrü olduğu dosya içindeki bilgi ve belgelerden sabit olsa da, diğer işçinin söylemi hakaret kastını taşımayıp, üzerine sıçrayan su üzerine bu tepkiyi göstermiştir. Diğer işçinin iş sözleşmesinin feshedilmemiş olması da, işverenin eşit davranma borcuna aykırılığı göstermemektedir. Gerçekten olayın iki tarafı olan her iki işçinin eylemleri arasında denklik de bulunmamaktadır. Bu bakımdan işverence diğer işçiye uyarma cezası verilmesi ile yetinilmesi, fesihte eşit davranma borcuna aykırılık olarak değerlendirilemez.
Yapılan bu açıklamalara göre davacı işçinin iş sözleşmesi haklı nedenle feshedilmiş olmakla ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanılması mümkün değildir.
Mahkemece sözü edilen isteklerin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacı işçi fazla çalışma ücretleri bakımından dava dilekçesinde yasal faiz talep etmiş, ıslah talebinde ise bankalarca mevduata uygulan en yüksek faizin yürütülmesini istemiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesinde sözü edilen faiz de yasal faiz olup, davacının sözü edilen isteği bakımından bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmesi gerekirken yasal faize dair hüküm kurulması da hatalı olmuştur.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının davalıya, davalı yararına takdir edilen 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy