(5393 S. K. m. 49) (4857 S. K. m. 20)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Göktaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin sendikal nedenlerle feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine, işe başlatılmama tazminatına ve boşta geçen süre ücretine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren iş sözleşmesinin geçerli sebeple hakları ödenmek suretiyle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının iş sözleşmesinin ucu açık biçimde askıya alınmasının fesih niteliğinde olduğu, fesih sebebinin açık ve kesin bir şekilde belirtilmediği, iş sözleşmesinin sona erdirildiği tarihte vize edilen geçici işçi sayılarının aşılmadığı, 2005 ve 2006 yıllarında 5393 sayılı Kanunu'nun 49.maddesindeki %40 oranının aşılmadığı, yeni işçi alımı yapıldığı, feshin sendikal nedene dayandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre davacının iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiği davalı işverence kanıtlanmış olmadığından feshin geçersizliğine karar verilmiş olması isabetlidir. Ancak, dosya içeriğine göre davacının yargılama sırasında işe başlatıldığı anlaşılmaktadır. Dairemiz uygulamasına göre dava devam ederken, davacının işe başlatılmış olması, aksi ileri sürülmedikçe, davalı işverenin feshin geçerli bir sebebe dayanmadığını kabul ettiği şeklinde değerlendirilmeli ve bu nedenle feshin geçersizliğine karar verilmelidir. Bu durumda, davacının işe iadesi ve işe başlatmama tazminatına ilişkin talep konusuz kaldığı kabul edilmelidir. Buna karşılık, davacı işçi, açıkça feragat etmemiş yada talebini geri almamış ise boşta geçen en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının hüküm altına alınması gerekir. Dosya içeriğine göre davacı işe başlatıldıktan sonra söz konusu ücret ve diğer haklarından açıkça feragat etmemiştir. Bu nedenle, boşta geçen süre ücreti ve diğer haklarının hüküm altına alınması gerekir. Mahkemece davacının işe başlatıldığı hususu göz önünde bulundurulmaksızın hüküm kurulmuş olması hatalı olmuştur.
4857 Sayılı İş Kanunun 20/3.maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1) Nallıhan Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 7.9.2007 tarih ve 1-103 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2) Davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine
3) Davacının dava devam ederken davalı işverence işe başlatılmış olması nedeniyle işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4) Davacının geçersiz sayılan fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiğinin tespitine,
5) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6) Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 500.-YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7) Davacı tarafından yapılan (18.00)YTL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8) Temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, dair, kesin olarak 10.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy